İngiltere'de Okul Gezileri
 Anasayfa ingilterede Liseler Cambridge haberleri İngiltere'de eğitim-1 İngiltere'de eğitim-2 İngiltere'de eğitim-3 İngiltere'de okul gezileri Okul gezi resimleri Okul yönetim kurulu Liseden resimler

 

************

 

 

 

Yıldız Bozkurt

NOT: Bu gezilerde çektiğim resimleri görmek için tıklayınız.

İngilteredeki okullarda her dönem işlenecek ders konuları ile ilgili birkaç gezi düzenleniyor. Bu gezilerden, dönem başında o dönem yapılacakları özetleyen ve eve gönderilen mektupla veliler haberdar ediliyor. Mesela bu güz döneminde artık üçüncü sınıfta okuyan kızım ‘Bilim Müzesi’ne yapılan geziye katılacak. Sadece okul gezileri değil bazen de bilgi verebilecek grup veya kişiler de okula davet edilebiliyor. Yine bu dönem fen derslerindeki bir konuyla ilgili olarak okula ‘Raptor Foundation’ tarafından baykuşlar getirilecek ve öğrenciler bu kuşları yakından inceleme fırsatı bulacaklar. Daha önce uzay konusu işlenirken, okula gelen bir grup özel bir çadır kurmuştu. Bu yarım  küre şeklindeki çadırın tavanına yansıtılan ışıklar ile sanki gerçek yıldızlı bir gecede olduğu gibi çocuklar yıldızların ve ayın hareketini gözlemlemişler, uzay hakkında bilgi edinmişlerdi.

19.Yüzyıldan Kalma Bir Okula Gezi

Kızımın sınfında tarih dersi konusu Kraliçe Victoria dönemini kapsıyordu. Bu zaman diliminde yaşanan hayatın öğrenciler tarafından daha iyi anlaşılabilmesi ve somut olarak gösterilebilmesi için Victoria zamanından kalma bir okula gezi düzenlendi. Bu okul, döneminin yani 1800’lü yılların özelliklerini taşıyacak şekilde gelecek nesillere örnek olması için muhafaza edilmiş. Sadece okulun kendi malzemeleri değil, o zamanın insanlarının  günlük hayatta kullandıkları bir sürü eşyayı çocuklar görmek, dokunmak, hatta onlarla oynama fırsatı buluyorlar. Ayrıca bu okul gezisine giderken o gün hem öğrencilerin hem de öğretmen ve velilerin 19. yüzyılı yansıtan kıyafetler giymeleri isteniyor. Kızlar elbiselerinin üzerine beyaz önlük ve başlarına beyaz başlık takıyorlar, erkek çocuklar ise gömlek, pantolon, yelek ve şapka giyiniyorlar. Öğretmen ve anneler de uzun etek ve şalları ile ortama ayak uyduruyorlar. Tarihi kıyafetleriyle okula gelen bizleri, yine tarihi kıyafetler giyen iki öğretmen karşıladı. Yapılan ilk iş herkese 19. yüzyılda kullanılan birer isim verilmesiydi. Üzerinde yeni isimlerimizi yazan kartları boynumuza taktık ve kendimizi 150 yıl öncesinde hissetmeye başladık. İlkönce bu yüzyılda kullanılan aletlerin bir kısmını tanıttı öğretmenimiz. Kömürde ısıtılan ütü, ilginç çamaşır teknesi, o zamanların elektrik süpürgesi yani bir ipe asılan halıları döverek temizleyen ağaç dallarından yapılan alet, ve değişik oyuncakları gördük. Yemek molasından sonra öğrenciler eski oyuncaklarla oynadılar. Sırada sınıfta gerçek bir Victorian öğrenci gibi oturup ders dinlemek vardı. Bu yeni girdiğimiz sınıf oldukça yüksek tavanlıydı ve pencereleri öğrencilerin dışarı bakmalarına fırsat vermeyecek şekilde yüksekteydi. Hepimiz çok sessizdik, çünkü öğretmenimiz çok sert davranıyor ve en ufak bir hareket veya konuşmaya izin vermiyordu. Şimdiki sınıflarında çok rahat olan öğrenciler bir iki dakika zorlansalar da uyarılar aldıkça durumlarını düzeltiler, sıralarında dik oturup yeni öğretmenlerini çıt çıkarmadan dinlemeye başladılar. Şimdi matematik zamanıydı. Sıramızın kapağını kaldırarak küçük bir tahta ve tebeşir çıkardık, bir matematik  işlemi yaptık. Sonra da kağıda yazı yazmamız gerekiyordu. Kalemimizi aldık, ve sıramızın köşesindeki kapağı kaydırarak mürekkep haznesini açtık. Kalemimizi bu mürekkebe batırarak kullandık. Son derece ciddi tavırlarıyla öğretmenimiz artık dersin bittiğini söyledi. Hepimiz rahatladık, öğretmenimiz de yeniden gülümseyen yüzünü takınmıştı. Son olarak öğrencilere bir soru sordu ‘şimdiki okulunuzda mı okumak isterdiniz yoksa burada kısa da olsa yaşadığınız gibi Victorian zamanında bir okulda mı?’.Doğrusu sonuç çok ilginçti çünkü çocukların büyük çoğunluğu Victoria zamanındaki okulu tercih ettiler. Dur, sus, konuşma, kıpırdama diyen ve hep azarlayacak gibi bakan bir öğretmenle yaşanan böyle bir tecrübeden sonra bu cevabı beklemiyordum, ama sanırım çocuklar kendilerini geçmişe götüren bu ilginç geziden büyük zevk almış olmalılar.

Cambridge Teknoloji Müzesi Gezisi

25 haziran tarihinde ikinci sınıfta okuyan kızım ile birlikte ‘Cambridge Teknoloji Müzesi’ gezisine katıldım. Bu dönem fen dersinde işledikleri ‘kuvvetler’ konusuyla bağlantılı bir geziydi. Çocuklar o gün çok heyecanlıydı. Gezi için öğrenciler dörder kişilik gruplara ayrılmışlar ve her grubun sorumluluğunu ise bir veli veya bir öğretmen üstleniyordu.  Otobüste müze yakınlarına vardığımızda hemen müze yanındaki parkta beslenme çantalarını açıp piknik yaptılar . Bu güzel ve güneşli günde tabiki park oyuncaklarının cazibesine kapılan çocuklar öğretmenlerinin gözetiminde biraz oynamayı da ihmal etmediler. Bu sırada parkın yanındaki yeşillikte beliren atlar hemen herkesin ilgi odağı oldu. Hatta atlardan birisi bu ilgiye karşılık vererek çocuk parkının yanına kadar gelerek bir kaç dakika da olsa çocukların kendisini sevmesine müsaade etti. Ben yine fotoğraf makinam elimde yakından bir poz çekmeyi ihmal etmedim. Daha sonra hepimiz yine gruplarımızın başına geçtik ve müzeye yöneldik. İlk durağımız müzenin giriş kısmı. Hemen girişte zeminde demirden iki kafes ve bunlardan birini kaldıracak bir makara düzeneği var. Müzenin gönüllü çalışanlarından biri bizlere rehberlik yapıyordu ve ilk konu da tabi ki girişteki makara düzeneği oldu. Rehberimiz ilkönce çocuklara ağır kafeslerin nasıl yukarı kaldırılabileceğini sordu. Sonra makara düzeneğini göstererek ‘acaba kaç kişi iterse kafesi kaldırabilir’ diye öğrencilere soru yöneltti. Alınan cevaplardan sonra doğru yanıtı bulmak için öğrenciler tek tek sonra da ikişer ikişer makaranın kolunu çevirmeyi denediler ve içlerinden sadece birinin bile makara düzeneği ile oldukça ağır malzemeleri  taşıyabileceğini yaşayarak öğrenmiş oldular. Çocukların ikinci deneyi hemen makaranın yanında bulunan ağır metal yuvarlak ile ilgiliydi. Yine rehberimiz ‘haydı deneyin bakalim kim bunu kaldırabilecek’ diye sordu.  Tabii tek tek denediklerinde hiç biri başarılı olamayınca, hepsi bir ucundan tutarak denediler ama ağır metal kıpırdamadı bile. Rehberimiz çocuklara etraflarına iyi bakmalarını ve bu metali kaldırabilecek bir aletin yakınlarda olduğunu söyledi. Tabi bu sırada hiç biri, aradıkları aletin üzerine basıp oynadıkları uzun tahta parçası olduğunu bilmiyordu. Rehberimiz ‘işte burada aletimiz ayağınızın altında’ deyince çcocuklar şaşırdılar. Koca ağır metali sadece bir tahta parçasını kaldıraç olarak kullanıp kaldırabildiklerini görmek hepsinin ilgisini çekti. Kendi bedenlerinde kol ve bacaklarının da kaldıraçlar gibi çalıştığını da öğrendiler. Artık müzenin içine girmeye hazırdık. Cambridge Teknoloji Müzesi 1894 yılında yapılan bir pompalama istasyonu. Bu tarihten önce direk nehre akan atık sular şehrin ortasından geçen nehri kirletiyor ve hastalıklara neden oluyormuş. 1984 ylında faaliyete geçen pompalama istasyonu ile atık sular şehir dışındaki atık su arındırma tesislerine pompalanmaya başlanmış. Pompaların çalışmasında iş gören buhar kazanları için de şehirdeki katı atıklar yakıt olarak kullanılmış bir süre. Böylece hem insanlar hem de nehrin vazgeçilmez sakinleri ördek ve kuğular yine temiz suya kavuşmuşlar. Müzedeki devasa buharlı motorlardan biri hala işler durumda. Yılın bazı günlerinde ziyaretçiler için çalıştırılıyor. Müzede çocukların farklı modellerdeki pompaları denemeleri için güzel bir bölüm var. Bu bölümde işler durumda ve farklı sistemlerle çalışan 11 farklı su pompası var. Çocuklar bunların hepsini tek tek deneme fırsatı buldular. Eskiden her evde şimdiki gibi muslukların olmadığını ve insanların kendi ihtiyaçları ve tarla sulamaları için nasıl pompalardan yararlandıklarını keşfettiler. Sadece çocuklar için değil biz veliler içinde çok güzel bir geziydi. Çocuklar makara, kaldıraç, pompa,  buharlı makinalar, çarklarla iligili hem pek çok bilgi öğrendiler hem de öğrendikleri şeyleri bizzat gördüler. Eminim içlerinden bir kısmının geziden sonra bu konulara merakı artmış, şimdiden mühendis veya teknisyen olmak için küçük kalplerinde bir arzu doğmuştur.

***

Okul gezileri hem çocukların öğrendikleri bilgileri zihinlerinde somutlaştırmaları açısından, hem de hangi konulara merakları olduğunu keşfetmeleri açısından çok önemlidir.  Tarihle, fen ve teknoloji ile veya başka derslerle ilgili olan her türlü gezi öğrencilerin ufuklarını genişletecektir. Ufku ve bakış açısı genişleyen, merakları kamçılanan çocuklar hayata ve geleceğe güvenle bakar ve daha başarılı olurlar.

 YILDIZ BOZKURT

NOT: Bu gezilerde çektiğim resimleri görmek için tıklayınız.

Cambridge’de şehir merkezindeki parklardaki yeşil alanların bir bölümü inek veya atların otlaması için kiraya veriliyor. Hatta meşhur kolejlerin bahçelerinde bile bu manzarayla karşılaşmak mümkün. Yani çocuklar bir inek veya at görmek için illa şehir dışına çıkmak zorunda değiller. Burada halkın bahçeli evlerde yaşaması, bahçe düzenlemesine çok önem verilmesi ve şehir içindeki yeşilliklerin hayvan sahiplerine kiralanması ile çocuklar şehirde otursalar bile tabiattan kopmadan yaşıyorlar.

 

Bulundukları şehre katkıda bulunmak isteyen ve genelde emekli olan kişiler müzelerde veya şehir turlarında fahri rehberlik yapıyorlar.

 

Anasayfa ingilterede Liseler Cambridge haberleri İngiltere'de eğitim-1 İngiltere'de eğitim-2 İngiltere'de eğitim-3 İngiltere'de okul gezileri Okul gezi resimleri Okul yönetim kurulu Liseden resimler