İNGİLTERE'de EGİTİM -1
 Anasayfa ingilterede Liseler Cambridge haberleri İngiltere'de eğitim-1 İngiltere'de eğitim-2 İngiltere'de eğitim-3 İngiltere'de okul gezileri Okul gezi resimleri Okul yönetim kurulu Liseden resimler

 

************

 

 

 

Yıldız Bozkurt

İngiltere’de okulları üç sınıfta toplamak mümkün:

§        Devlet okulları

§        Özel okullar

§        Kiliseye bağlı okullar.

Özel okullar haricindeki okullar ücretsiz. Çocukların kitapları ve okuldaki defterleri, boyaları ve daha bir çok malzemeleri okul tarafından karşılanıyor. Zaten eve genelde ödev gelmediği için çocuklar ders kitaplarını eve getirmiyorlar. Eğer ödev verilecekse de bu ödev  alıştırma kağıtları şeklinde oluyor.

Ulusal Müfredat Programında çok genel ‘kilit evreler’ tanımlanarak bu okullarda hangi derslerin ne zaman öğretileceği belirlenir.

Kilit evre, çocuğun okul hayatındaki bir kaç yıldan oluşur. 1. Kilit evre çocuğun okuldaki ilk yılını (5 ile 7) yaş, 2. kilit evre sonraki dört yılını (7 ile 11 yaş), 3. kilit evre 11 ile 14 yaşlarını, 4. kilit evre ise 14 ile 16 yaşlarını kapsar.

Evreler bir kaç yıldan oluşan bloklardır. Örneğin 1. kilit evre 5 ile 7 yaş arasındayken Ulusal Müfredat Programına göre kendisine okutulacak dersleri kapsar. Bu evre 4 yıl sürer (3-4 ve 4-5 yaşlarındaki hazırlık sınıfları, sonra 1. ve 2. sınıf). Okullar bu süre içindeki öğretimi uygun görecekleri şekilde düzenlemekte serbesttirler. Her okul, dönemlere ve sınıflara göre kendi planını yapar.

 

Mesela 1. Kilit evrede okutulan dersler şunlardır:

İngilizce

Matematik

Fen

Tasarım ve teknoloji

Bilgi ve iletişim teknolojisi

Tarih

Coğrafya

Resim ve desen

Müzik

Beden eğitimi

 

Devlet okullarında din dersleri de zorunludur. Ayrıca bir de seçmeli ders vardır: kişisel ve toplumsal eğitim, sağlık eğitimi ve vatandaşlık bilgisi. Bu ders zorunlu olmamakla birlikte çoğu okulda bu ders de okutulmaktadır.

Ulusal Müfredat Programı ve sınavları ve ödevlerine SAT adı verilir. Bazı okullar çocuğun kaydettiği gelişmeyi izleyebilmek için bu sınavları kullanırlar. Sınavların bir amacı da bu sınavlarda alınan sonuçlara göre okulların seviyelerinin belirlenmesidir. Bu sınav her mayıs ayında 2. sınıftan itibaren bütün çocuklara yapılır.

Okul dönemleri ve ders saatleri:

Okul zamanı 3 dönemden oluşuyor. Dönem ortalarında bir haftalık, dönem aralarında da ikişer haftalık tatil var. Yaz tatili ise yaklaşık olarak 20 Temmuz ile 5 Eylül arasında 6 hafta. Sabah ders 9:00’da başlıyor, 10:40 ile 11:00 arasında ilk tenefüs var. 12:15 ve 13:15 öğle tatili, 3.sınıftan küçüklerin 2:25-2:40 arasında bir tatili daha var. Yani bizdeki gibi 45 dakika ders 10 dakika tenefüs gibi bir düzen yok.  Yağmurlu günlerde öğle tatilinde çocukların dışarı çıkmasına izin verilmiyor. Sınıflarda, legolar veya değişik matematik oyunları gibi oyun eşyaları var her çocuk bunlardan biriyle oynayarak oyalanıyor; yaramazlık ve haşarılık yapmalarına böylece fırsat verilmemiş olunuyor.

Okulun mimarisi:

Okulların mimarisi de bizim alışık olduklarımızdan çok farklı. Benim iki kızımın gittiği okul büyükçe yeşil bir bahçenin ortasında tek katlı bir bina. Bahçesinde çocukların oynamaları için tahtadan veya metalden oyun bölümleri var. 2. sınıfa kadar olan çocukları bahçenin bir bölümünde 3. sınıf ve üstü ise öteki bölümünde oynuyorlar; birbirlerinin bahçelerine girmeleri yasak. Tenefüs ve öğle tatillerinde her iki bahçenin de görevlisi var çocukların başında durmak için.  Sınıfların hepsinin bahçeye açılan bir kapısı var ve çocuklar genelde girip çıkarken bu kapıları kullanıyorlar. Kapının yanında çocukların dışarı ayakkabılarını okul ayakkabıları ile değiştirdikleri bir bölüm var.

Sınıflar:

Sınıflarda bir öğretmen bir de yardımcı öğretmen bulunuyor. Mesela benim kızlarımın gittiği okulda 26 ülkeden çocuk var. Burası üniversite şehri olduğu için değişik nedenlerle buraya bir kaç yıllığına gelen yabancı ailelerin çocukları var ve genelde bu çocuklar İngilizce bilmeyerek geliyorlar. Bu çocuklara yardımcı olmak üzere ayrı bir öğretmen var ve bu çocuklar kendi sınıfları haricinde belli zamanlarda İngilizce öğretmenleri ile çalışıyorlar.

Burası kiliseye bağlı bir okul olduğu için periyodik olarak çocuklar okulun büyük holünde toplanıyor ve dini eğitim alıyorlar, dua ediyorlar.

Okulda bir tane büyük bir hol var. Bu salon hem yemekhane, hem spor salonu, hem toplantılarda okul öğrencilerinin toplandığı, hatta sırasında tiyatroların gösterildiği çok amaçlı bir yer. Yemek saatlerinde kullanılan masaların hepsi katlanarak kenara çekiliyor ve diğer faaliyetler için yer açılmış oluyor. Bir gösteri olduğunda içiçe geçmiş olan sehpalar yanyana dizilerek sahne hazırlanıyor (hatta perdesi de var sahnenin). Bu arada bir toplantı veya gösteri olduğunda çocuklar sınıf sınıf  büyük bir sessizlik içinde geliyor ve yere oturup bağdaş kuruyorlar. Anne ve öğretmenler arkada sandalyelere oturuyorlar. Böylece bu çok da büyük olmayan salon güzel bir şekilde pratik olarak değerlendiriliyor. En çok hoşuma giden şey de salon dolu iken ve gösteri beklenirken salonun tamamen sessiz olması yani çocuklar olsun veliler olsun kimse beklerken konuşup gürültü yapmıyor. Belirli araliklarla sınıflar program hazırlayıp diğer sınıflara gösteriyorlar. Bu programlarda küçük skeçler, şarkılar, yapılmıs olan el işleri gösteriliyor ve genelde çocukların derste öğrendikleri bir konu ana başlık oluyor. Bu gösterilerde sınıfta bulunan çocukların hepsi yer alıyor.

İlginç olan bir şeyde mesela kızımın olduğu sınıfta 3., 4. ve 5. sınıflarda okuyan öğrenciler var. Yani 3 sınıf bir arada. Biz de sınıfların karışık olduğu köy okulları gösterilirdi de televizyonda acırdık nasıl eğitim alacaklar diye. Hepsi aynı konuları işleselerde alıştırma kağıdı olarak dağıtılan kağıtlar öğrenciye göre farklı; ona göre çocuklar aynı konuyu işliyor ama seviyelerine göre çalıştırılıyorlar. Bir de her sene çocukların sınıfları karıştırılıyor, öğretmenleri değiştiriliyor. Bizdeki gibi aynı öğretmen ve arkadaşlarla senelerce okumak yok.

Bizim okulumuzda çoğu zaman ödev verilmiyor. Ancak hemen hergün hikaye kitapları geliyor eve. Hem sınıflarda hem de okulun kütüphanesinde çok sayıda hikaye veya değişik konularda kitaplar var. Çocuklar hemen hergün eve getirdikleri bu kitapları okuyarak okuma alışkanlığı kazanıyorlar. (Okuma alışkanlığı öyle yerleşmiş ki insanlarda, sokakta oturup para dilenen insanları bile elinde kitap okurken ya da kütüphaneden kitap alırken görebiliyorsunuz!)

Tabii en önemlisi yazılı, test, not, KARNE YOK. Sene sonunda bir sayfalık bir rapor veriliyor sadece çocuğun derslerdeki durumunu cümlelerle (notlarla değil!) özetleyen.

Sınıflar oldukça renkli hazırlanmış.. Boş bir duvar parçası yok her tarafta çocukların yapmış oldukları resim veya el işi faaliyetleri asılı. Bir de bizdeki gibi güzel resim veya yazıların asılıp diğerlerinin asılmaması diye bir şey yok (benim kızımın kaç defa resmi veya yazısı asılmadığı için ağladığını hatırlıyorum). Herkesin yaptığı herşey sınıfta sergileniyor. Hatta sadece duvarlarda değil, tavana asılmış olarak da pek çok resim veya el işi görebilirsiniz. Üçüncü sınıfa kadar olan sınıflarda oyuncaklar var. Çocuklar zaman zaman oyuncaklarla oynayabiliyorlar. Sınıflarda masalar ve etraflarında sandalyeler var oturmak için. Ancak eğer yazı yazmayacaklarsa sınıfın halı serili olan köşesine çocuklar yerde oturuyorlar (genelde bağdaş kurup oturuyorlar), öğretmen ise bir sandalyede oturuyor.

Derslerin işlenişi:

Sabah ilk olarak herkes yere oturuyor sonra her çocuk bir önceki gün ne yaptıysa ondan bahsediyor. Bu bazen gezilen bir yer, gelen bir misafir olabildiği gibi televizyonda seyredilen ilginç bir haber de olabiliyor.  Daha sonra o gün hangi ders yapılacaksa ona geçiliyor. Bizdeki gibi öğretmenin konuları tahtaya yazıp öğrencilerinde deftere aktarması gibi bir olay yok. Mesela matematikte öğretmen konuları anlatıyor; sonra da herkese üzerinde alıştırmalar olan kağıtlar dağıtılıyor, çocuklar o alıştırmaları yapıyorlar. Anlamadıkları yerlerde öğretmen veya yardımcı öğretmene danışıyorlar. Daha sonra bu kağıtlar her öğrencinin kendi dosyasında biriktiriliyor ve dönem sonlarında yapılan bütün çalışmalar resim olsun, ders çalışmaları olsun dosyalar halinde eve gönderiliyor. Matematik dersinin seviyesi Türkiye’ye göre oldukça düşük. Çocukları zorlamıyorlar, problem çözümü yok denecek kadar az genelde işlem ağırlıklı çalışmalar yapılıyor. Resim dersleri hemen hergün var sadece resim değil çok değişik el işi faaliyetleri de yapılıyor. Mesela fen dersinde köprü konusunu işlediklerinde karton kutular aracılığı ile asma köprü yapıyorlar. Veya anasınıfında böcekler konusu işlendiğinde yine değişik teknikler kullanarak uğurböceği yapıyorlar. Anasınıflarında da sadece oyun yok çocuklara aynı zamanda sayılar, harfler ve değişik konular öğretiliyor.

 

Diğer derslerin işlenişi gibi tarih dersinin yapılışı da değişik. Mesela geçen dönem benim kızımın sınıfı (3. sınıf) tarih dersinde Kraliçe Victoria dönemini işlediler. Ama ilginç olan o zamanda yapılan ne bir savaş ne de bir antlaşma maddesi ezberlediler. Sadece o zamanda insanlar nasıl hangi şartlarda yaşıyorlar, nasıl giyiniyor, hatta ne yiyorlar, gelir durumları nasıl gibi konuları ağırlıklı olarak işlediler. Victoria zamanında mesela zengin ve fakir olarak insanların iki sınıf oldukları. Fakir olan halkın çocuklarının daha 7-8 yaşlarındayken bile çalışmak zorunda oldukları, çocukların baca temizleyicisi olarak, hizmetçi olarak hatta madenlerde çalıştırıldıkları gerçekleri de anlatıldı. Hatta bir gün Victoria günü olarak düzenlendi. O gün herkes (öğretmenler de dahil) o zamanın insanları gibi giyindiler. Daha sonra okul dışından bir misafir 10 kadar o zamandan kalma bavul ile geldi ( bu bavullar ta o zamandan genelde trenlerde unutulan ve içinde eski sahiplerinin eşyaları, hatta mektupları veya resimleri olan bavullar). (Resimler aşağıda) Her masada 3-4 öğrenci bu bavulların içindeki o zamanın insanlarının eşyalarını incelediler ve resimlerini yapıp küçük bir rapor hazırladılar. Çok ilginç bir gündü. O kadar sene tarih dersi gördük okul dönemi boyunca savaş tarihi ve antlaşma maddeleri ezberlemekten başka bir şey öğrendiğimi hatırlamıyorum. Mesela Osmanlı tarihi konuları işledik ama hiç kimse bize o zamanki hayat şartlarından, kıyafetlerinden, o zamanki çocukların hangi şartlarda yaşadıklarından bahsetmedi. Bence bu konular savaş tarihi veya antlaşma maddelerinden çok daha önemli. Çünki bunlar bizim kültürümüzün temelleri. Bizim kıyafetlerimiz, yemeklerimiz, şarkılarımız, sanatımız bizim tarihimizde gurur duyacak, övünecek o kadar çok şeyimiz var ki farkına varabilirsek eğer. Mesela buradaki yabancı arkadaşlar hep soruyorlar sizin geleneksel kıyafetiniz nedir diye. Japonların Kimono’su veya Hintlilerin Sari’si gibi tek tip bir kıyafet söylememi bekliyorlar. Ben ise onlara bizim her şehrimizin her yöremizin ayrı bir kıyafeti, ayrı bir halk oyunu vardır diyorum işte bizim kültürümüzün zenginliği. Bunlar bizi biz yapan değerler gençlerimizin, çocuklarımızın bunların farkında olması lazım.

--------

Bizim eğitim sistemimiz de muhakkak ki bazı aksaklıklar var. Bu aksaklıkların; dünyadaki değişik eğitim sistemleri ve kendi tarihimizdeki eğitim sistemimiz araştırılarak; hepsinden bizim şartlarımıza uyabilecek iyi tarafların alınarak düzeltilmesinin, zor da olsa gelecek nesillerin daha sağlıklı yetişmesi açısından faydası olacağı kanaatindeyim.

**

Not: İngiltere’deki eğitim sistemi hakkında daha çok bilgi edinmek isteyenler

http://www.parents.dfee.gov.uk/ web sitesinden yararlanabilirler. Ayrıca okullarda öğrencilere değişik derslerde yaptırılan alıştırmaların toplanarak öğretmenlerin yararına sunulduğu  http://www.teacherslibrary.org.uk/  web sitesine de merak edenler bakabilir.

********

Cambridge St. Luke's okulunda düzenlenen Victoria Günün'den görüntüler.

Bir tiyatro gösterisi "Pandora'nın Kutusu"

 

Anasayfa ingilterede Liseler Cambridge haberleri İngiltere'de eğitim-1 İngiltere'de eğitim-2 İngiltere'de eğitim-3 İngiltere'de okul gezileri Okul gezi resimleri Okul yönetim kurulu Liseden resimler