Yıldız Bozkurt
Bu yazıda, İngilteredeki ilköğretim okullarından birindeki
uygulamalardan bazılarını anlatmaya çalıştım. Yazdıklarım burada
okula giden iki kızım vesilesi ile edindiğim tecrübeye dayanıyor.
Günlük toplantılar (Assembly):
Okuldaki bütün öğrenciler her sabah belli bir saatte yaklaşık
30-45 dakika okulun holünde toplanıyorlar. Haftanın bir günü
kiliseden gelen bir görevlinin konuşması dinlenip dua ediliyor
(kızlarımın gittiği okul kiliseye bağlı bir okul). Diğer bir gün
okul müdiresinin anlattığı dini hikayeler dinleniyor.Çarşamba
günleri o hafta doğum günü olan çocukların hepsi okulun huzuruna
çağırılıp doğum günleri tebrik ediliyor. Aynı zamanda o hafta
okulun Altın Defterine adı yazılması layık görülenlere okul
huzurunda sertifikaları veriliyor. Okulda herhangi bir konuda
başarı gösteren öğrencilerin (bazen öğretmenler de olabiliyor)
isimleri Altın Defter e yazılıyor ve kendilerine sertfika
veriliyor. Her Cuma günü ise sınıfların sunduğu bir program
oluyor. Sırayla bütün sınıflar okulda o dönem işledikleri bir konu
ile ilgili skeçler, şarkılar, yaptıkları el-işi faaliyetleri,
yazdıkları yazıları okula sunuyorlar ve sınıftaki her öğrenci
gösteride yer alıyor.
Okuma saati:
Her öğle tatilinden sonra yarım saat kitap okuma zamanı olarak
ayrılmış. Okulun ana kütüphanesi haricinde her sınıfın kendi
kitapları var. Çocuklar seviyelerine göre belirlenmiş olan
kitaplardan istediklerini seçiyorlar ve okuma saatinde okuyorlar.
Ayrıca seçtikleri kitabı eve de getirerek evde okumalarına devam
ediyorlar. Özel bir defterleri var; bu deftere okumaya
başladıkları tarihi, kitabın adını, ne zaman bitirdiklerini ve
kitap hakkındaki düşüncelerini kaydediyorlar. Okudukları kitap
bitince bir yenisini alıyorlar. Çocuklara okuma alışkanlığı
kazandırmak için çok faydalı bir çalışma. Okulun kendi kütüphanesi
haricinde şehir merkezindeki belediyenin sahip olduğu kütüphanede
de çok güzel bir çocuk kitapları bölümü var. Oradan kitap, kaset,
CD ve videolar üç haftalığına alınabiliyor. Buraya gelmeden önce
çocuklara kitap almakla başa çıkamıyorduk, aldığımız kitap bir iki
gün içinde okunuyor, yenisinin arayışına başlanıyordu. Her hafta
yeni kitap almakla da başa çıkılmıyor tabii. Şimdi ise hem okul
hem de merkez kütüphane sayesinde bitirdikçe yeni kitaplar
okuyorlar. Böylece çocuklar çok sayıda değişik kitaplar sayesinde
okumanın zevkine varıyor ve alışkanlık haline getiriyorlar. Bu
arada şunu da belirtmeliyim ki bu kitapların hepsi hikaye kitabı
değil; içlerinde renkli renkli çok güzel hazırlanmış değişik
bilgiler veren kitaplar var. Mesela konusu hayvanlar, bitkiler,
fen, uzay, tarih, din olan değişik kitaplar var. Belki de bu
şekilde kitaplarla olan arkadaşlık ilerletilmiş ki merkez
kütüphanede yaşları 2 ile 70 arasında değişen insanları
görebiliyoruz. Hatta yaşlı olan okuyucular için büyük puntolarla
hazırlanmış kitaplar var. Anne veya babalar da çok küçük bile olsa
çocuklarını getiriyorlar ve orada onlara kitap okuyorlar.
Kitap Fuarları:
Senede bir kaç defa kitap fuarları düzenleniyor. Bu fuarda anneler
çocukları için kitaplar alıyorlar. Ayrıca okula kitapları getiren
yayınevi veya kitapçı satılan kitapların belli bir miktarı
tutarında kitabı okula bağışlıyor. Böylece hem yeni kitaplar
öğrencilere tanıtılmış hem de okul kütüphanesi kitaplarını biraz
daha artırmış oluyor.
Hasat Şükran Günü (Harvest Thanksgiving):
Her sene ekim ayının ilk cuma günü hasat zamanı nedeni ile şükür
günü düzenleniyor. O gün öğrenciler evlerinden değişik yiyecekler
getiriyorlar ve toplanan bu yiyecekler bazı vakıflara ihtiyacı
olanlara ulaştırılması için veriliyor. Ayrıca öğrenciler
tarafından bir program hazırlanıyor ve Allaha verdiği nimetler
nedeni ile şükürleri ifade eden şarkı ve şiirler okunuyor.
Madalya veya Özel öğrenci:
Bazı sınıflarda her hafta herhangi bir konuda başarı gösteren
kişiye madalya veriliyor ve 1 hafta boyunca o kişi madalyasını
takıyor. Madalyayı kazanan kişiyi bazen öğretmen seçebildiği gibi
çoğu zaman madalyayı takan öğrenci madalyanın yeni sahibini
belirliyor. Bazı küçük sınıflarda ise bu özel öğrenci ismi adı
altında oluyor. Haftanın özel öğrencisi özel bir koltukta
oturtuluyor ve yakasına özel yazı yapıştırılıyor. Bunlar çocukları
ödüllendirip teşvik etmek açısından faydalı. Ayrıca bir hafta için
de olsa kendilerini özel hissetmek kendilerine olan güvenlerini
artırıyor.
***
Okulda genel olarak gözlemlediğim bir husus da; çocuklara
kendilerini ve düşüncelerini ifade etmelerinin teşvik edilmesidir.
Ayrıca derslerde yaptıkları alıştırmalar ya da deneyler ile
konunun bizzat içine girmeleri, hissetmeleri isteniyor ve derse bu
şekilde daha aktif katılıyor çocuklar. Mesela konu ısının
iletilmesi ise sadece tahtanın ısıyı az ilettiği veya metalin çok
ilettiği söylenmiyor; bizzat tencerede su kaynatılıp çocukların
olayı hissetmeleri sağlanıyor. Yani deneysel çalışmaya önem
veriliyor. Ya da tarihte bir konu işlediklerinde kendilerini o
zamanda yaşayan bir kişi olarak görüp durumlarını anlatan bir
mektup yazmaları isteniyor. Mesela benim kızımın sınıfı Kraliçe
Victoria dönemini işlediğinde; o zamanlar yaşayan ve ailesinden
uzakta, çalışmakta olan bir çocuğun annesine olan mektubunu;
Romalılar konusu işlenirken de yine ailesinden uzakta olan Romalı
bir askerin ailesine mektubunu yazmışlardı. Mektuplarında o
zamanki hayat şartlarından ve hallerinden bahsederek o zamanları
daha iyi hayallerinde canlandırıyorlar. Böylece olayı sadece
uzaktan seyretmeyip içine de giriyorlar, kendi bakış açılarını
ifade etme fırsatı buluyorlar.
Türkiyede genelde derslerin ağır olduğundan ve çocuklara çok
yüklenildiğinden şikayet edilir. Burada da ise tersine derslerin
fazla hafif olmasından şikayet ediliyor. Yalnız ilginç olan bu
eleştirileri yapanlar gözlemlerime göre İngilizler veya yıllardır
burada oturan kişiler değil. Benim gibi buraya sonradan gelmiş ve
memleketlerinde daha yüklü eğitim sistemi olan kişiler. Bu
şikayete ben de katılmıyor değilim. Sanırım iki sistem arasında
bir yerde olmalı eğitim ve öğretim. Çocuklar ne gereksiz, işe
yaramayacak bilgilerle doldurulmalı; ne de kapasitelerinin altında
eğitim verilerek boşa harcanmalı.