YILDIZ BOZKURT
Japon arkadasim Yumi onlari ziyarete gittigimde çay töreni
yapacagini söylemisti. Bu beni çok heyecanlandirmisti. Çünki daha
önce hep duydugum ve televizyonda seyrettigim, tarihi 15. yüzyila
dayanan bu törene ilk defa sahit olacaktim. Yine bir ögleden sonra
evlerine davetliydik. Ilkönce çay seremonisi ile ilgili iki kitabi
inceledik. Japonlarin bahçe dizaynlari meshurdur. Iste bu güzel
bahçelerinin en sade düzenlenmis olan ve bir kapiyla geçilen
bölümünde sadece çay törenlerinde kullanmak üzere dizayn edilmis
küçük bir ev Hoshoan bulunur. Bu evin kapisi gibi bahçe kapisi
da çok ilginç. Kapilar o kadar küçük yapilmis ki geçebilmek için
iyice egilmeniz, hatta iki büklüm olmaniz
gerekiyor.
Bunun amaci ise alçak gönüllü olmayi hatirlatmasi.

Çay töreninin yapilacagi eve erkeklerin silah (eskiden herkesin
tasidigi kiliç) ile bayanlarin da zinet esyalari ile girmeleri
yasak. Yani bu eve tevazuyu hatirlayarak, dünya zenginligi ve
gücünü birakarak girmek gerekiyor.
Japonlarin diger evleri gibi burasi da son derece sade dösenmis.
Esya ve detaya bogulmamis bu evler insana huzur veriyor. Çay
evinin düzeni, çay evine veya odasina asilacak yazilar, hepsi
kurallara baglidir. Bu törende kullanilacak esyalar da çok önemli.
Hatta her mevsim için farkli kaseler ve araçlar kullaniliyor. Bu
araçlardan bazilari ; Kama çaydanlik, chasen bambudan yapilmis
ve çayi karistirmak için kullanilan firça, chawan çayin içildigi
kase, chakin peçetedir. Bu alet ve kaplar ne kadar eski ise o
kadar kiymetli oluyorlar.
Kullanilan çay meshur yesil çay. En taze çay yapraklarinin
ögütülmesi ile elde edilmis Japonyadaki en kiymetli çay.
Biliyorsunuz çay törenlerinde özel
bir adab ve zerafet var, her hareketin ve ayrintinin kurali var.
Kaseyi tutus, çayi koyma, karistirma, peçetenin kullanilisi, ikram
ve içme hepsi en ince detayina kadar belirlenmis. Çay töreni derin
felsefi düsünceye sahip bir törendir. Hatta töreni yapacak olan
kisinin kendisini törene bir kaç gün önceden ruhen hazirlamasi
gerekir dedi Yumi. Yani sadece kaliplasmis hareketlerden olusan
bir gelenek degil ruhu da var. Seremoniyi yapacak olan kisinin
duygularini yogunlastirmasi, konsantre olmasi gerekiyor. Ev
sahibinin özenle hazirladigi çayi misafir aliyor söyle 180 derece
çevirdikten sonra yukari kaldirarak içiyor. Arkadasim bana tadinin
biraz aci oldugunu ve istersem içmeyebilecegimi söyledi kaseyi
uzatirken.
Ben
tesekkür ederek aldim ve içtim, dogrusu bizim çaylar ile
tadinin
hiç bir benzerligi yok ama yine de güzeldi. Ben çayi bitirdigimde
Yumi bu törende ev sahibi ve misafir(ler)in o gün birbirlerini son
defa görüyorlarmis gibi düsünmeleri ve ona göre birbirlerine en
güzel sekilde davranmalari gerektigini söyledi. Yani ev sahibi
sanki o arkadasina son defa çay yapiyormus gibi özen göstermeli,
misafir yine son defa arkadasini görüyor gibi hürmet etmeliymis ev
sahibine. Hemen aklima babamin bize hep söyledigi bir söz geldi;
bir gün ayrilacagini düsün ve kalp kirma. Evet bu diyarda kalici
degiliz eninde sonunda ayrilmiyor muyuz birbirimizden. Ya baska
sehirlere ya da öteki aleme gitmiyor mu eninde sonunda
sevdiklerimiz veya biz. Madem öyle kalp kirmanin, tartismanin,
birbirimizi su geçici dünya için üzmenin
manasi
ne? Belki bizlerde yesil çay degilde su bizim tavsan kani çaylari
içerken onlar gibi hatirlamaliyiz ayriligi ve birbirimize nasil
hatirlanmak istiyorsak öyle davranmaliyiz. Peygamberimizin
Lezzetleri tahrip edip acilastiran ölümü çok zikrediniz
manasindaki Hadis-i Serifi de ne kadar manidar
Japonlarin
birbirlerini en son görüslerini düsünüp en iyisini, en mükemmelini
yapmaya çalismalari gibi; bizler de her günümüzü son gün, her
namazimizi son namaz gibi bilip hissedebilsek; onlarin çay
törenine konsantre oluslari gibi biz de ibadetlerimizde ayni
yogunlugu yakalayabilsek
. Iste o zaman hayatin ruhunu
yakalayabilecegiz.