Temaşa-yı Amerikanistan
 Anasayfa Eski Evlerimiz İnsan İnsanla Yeşerir Burghausen Kütüphaneler Çin'de İslamiyet Japonların Çay Töreni Şimdi Sakura Zamanı Kurtuba Elhamra sarayı Amerikanistan Endülüs Tarihi

 

************

 

 

 

ERDAL YILMAZ

....derya-yı kebirin maverasında amerikanistan nam bir diyar vardur kim ol diyarın hükümdarı ve bil cümle uleması fakire dahi bir risale salup "sen dahi gelesin kim intibaların tahrir idesin" deyu haber virdi biz dahi ya allah deyuben TAA YARE nam gaayetle sür'atli bir vasıta ile amerikanistan pay-ı tahtı Vaşakton'a vasıl olduk ol şehirde Kıllinton nam hükümdarın ikemetgahı saray-ı beyza da nice izzet-i ikrama gark olduk istirahat vü ol şehri nice temaşayı müteakiben HELE KOPTUR nam bir vasıta ile NE VAR NE YOK' a kuş misalen konuverdik ol şehir öyle uludur kim anın misali görülmemiş anda ziyade ademler vü hatunlar olup cümlesi nasranidir ol hatunların cümlesi hilal kaşlı gonca dehenli ok kirpikli sineye elif çektüren cinsinden olup hur-ı ıyn dense sezadır lakin bunların ziyadesi bi edeb ü ar olup ehali beyninde şallak mallak dolaşmaktan hazer itmezler ol ademler gaayetle tavil kimesneleri keçi sakallı kimesneleri avret saçlı zerd benizli mai gözlü hınzıra müşabih semirmiş civanlardur çarşusundaki dükkanları saymak murad idüp on hezar adet sayduktan ba'de bir melal gelüp ol işten vazgeçtim ol şehirde ebniye-yi aliye ziyade olup bazısı dahi yüz kat üzre bina idülmiş bu hakir-i pür taksir bi riya-yı fakir anlardan birini temaşa iderken kavuğu serinden düştü ve lakin anın tepesin göremedi.....

seyyahın Osmanlı Türkçesi'nde yazdıkları TC Türkçesi'nde şöyle devam eder

West Haven : Burası da bizim köy

Bir ucu gökyüzünde kaybolan yüz katlı binalar arasında gezinirken Amerika da olduğunuzu düşünebilirsiniz, mesela New York veya Chicago'da. Fakat Amerika da yaşadığınızı hissedebilmeniz için buradaki hayatın içine dalıp mesela bir günde ehliyet alarak trafiğe çıkmalısınız.

Devasa 'shopping mall' lara gidip alış veriş yaptıkça kapitalist mutluluğun ne demek olduğunu tatmalısınız. Dünya piyasalarına çıkan en yeni ürünü veya bir 'best seller' kitabı veya 'holywood' un gişe rekorları kıran yapımlarını ilk kez görenlerden olmanın keyfine de varacaksınız.

Bizim medyatik zevatları telaşa kaptıran Clinton'un açıklamalarını arabanızda giderken FM bandından canlı olarak dinlemenin şerefine de nail olabilirsiniz. Bir telefonla, bir başka telefon şirketine abone olabilirsiniz. En az 8-10 şirket arasında tercih hakkınızı kullanırken pazarlık bile yapabilirsiniz.

Yanınızda 15-20 doların dışında para bulundurmanıza gerek olmadığını bilin. Çünkü para denilen kağıt, bir düğmeye dokunmakla ışık hızıyla bir hesaptan diğer hesaba akıp gitmekte. Türkiye deki nakit dolar miktarının Amerika da ki birçok eyaletten daha fazla olduğunu tahmin etmek yanıltıcı olmayabilir.

 Bu arada bazı refleksi ifadeleri de öğrenmelisiniz. Mesela;

'oh men' diye hayretinizi,

'shit' ile kibar küfrünüzü,

'damn it' diyerek kızgınlığınızı,

'you are welcomed' la her teşekküre bir karşı teşekkürü,

'hi' veya 'how you doing' diye hiç tanımadığınız da olsa karşılaştığınız kişiye tebessümlerinizi,

'jesus' (isa) diyerek kızgınlıkla korku arası sığınma duygunuzu,

'god bless you' ile aksıran birisine tanrıdan rahmet dilemeyi ifade edebilmelisiniz.

Göz alabildiğine tabii orman olan birçok eyaletteki yollarda giderken ,'Deer', geyik çıkabilir, işaretine dikkat edin. Zira gerçekten çıkabilir. Evinizin arka bahçesinde bir ceylanı gezer veya yayılıyor durumda görürseniz şaşırmayın. Sadece ceylan değil, yaban kazı, yaban ördeği de bahçenizin ziyaretçileri olabilir. Ömründe canlı sincap veya rakum görmemiş olanlarınız balkonunda veya evin çatısında veya bahçesinde ağaçlar arasında gezinen bu şirin hayvanları gördüğünde korkmasınlar. Sabah işinize giderken de arabaların ezdiği bu hayvanları yollarda görünce de sakın ürkmesinler..

 Hız limitlerine dikkat edin. Otoyol da 90-120 km/s 'in üzerine çıktığınızda otoyol polisi 8 silindirli tank gibi arabasıyla sizi hemen yakalar. 100$ dan başlayan cezalar hapis cezasına kadar gider. 'abi idare et be' veya 'ben paşa çocuğuyum' mantığı orada geçmez.

 'the bigger the better' anlayışı amerikan toplum yaşantısı için ekonomik yönüyle sorgulansa da şirketlerin birleşerek büyümesindeki en temel anlayışı oluşturmakta. Yani 'the bigger the more power'. Vay be... adamlar bizim atasözümüz olan "birlikten güç doğar"ı çalmışlar diye düşünmeyin. Aklın yolu birdir.

 'Burger King' de çalışan ve on yıllık ikameti olan Alaaddin abinin 'Burası da bizim köy' dediği 'West Haven' a giderken 'American Dream' a ulaşanları görmelisiniz. On dönümlük bir arazi, triplex 8-10 odalı saray yavrusu bir ev, tam teçhizatlı bir garaj ve atölye, bir golf alanı, yüzme havuzu ve sıcak masaj havuzu, iki araba, bir 4X4 jeep, bir tekne ve sürat motoru, hayatı neşelendiren iki çocuk ve bunların devamını sağlayan senelik asgari 100 bin dolarlık bir gelir... Bu, her amerikalının bir gün erişebileceğini düşündüğü bir standart. Fakat son 15 yılda bütçe açığı 1.7 trilyon dolar olan amerikanın gelecek nesillere sunacağı standart eski neslin amerikan rüyasının yarısı.

 Eğer polisiye bir vakanın sanıklarından iseniz panik yaptığınızda sırtınıza açılan bir delikle yere yuvarlanırken Amerikan polisinin 'just procedure' ü yani yönetmelik gereği normal müdahaleyi yaptığını hatırlayın. Güvenlik, Amerikan toplumunda çok önemlidir. Kazandığını ağız tadıyla yiyebilmesi için polis iyi çalışmalıdır. Bazıları bunu polis veya asker devlet ile karıştırmasın. Güvenlik güçlerinin maaşlarının vatandaşın vergisiyle karşılandığının herkes farkında.

 Bir zamanlar siyah beyaz seyrettiğimiz 'Star Wars', 'Star Trek' tarihe karıştı diye düşünmeyin. Bu diziler, FBI'ın ve CIA'nın faili meçhul dosyalarını işleyen 'X-Files', Tabiat ötesi güçlerin başrolde oynadığı 'Burning Zone' veya 'Outer Limits' gibi bilim-ötesi kurgu dizilerle tekrar sahnede.

 Ortalama amerikalının benle (1.75m,70kg) kıyaslandığında biraz 'oversized' yani şişman ve iri olmasının genetik yapıdan ziyade her yiyecegin üzerindeki 'fat free' (yağ içermez) etiketinin oburluk duygusuna verdiği bir ruhsattan kaynaklandığını hatırlayın.

 'Christian Children Fund' ın barakalarda çamur ve çöp arasında yaşayan göçmen çocuklara yardım için reklamların da kullandığı '70 cent'e muhtaç' olmayı bizdeki bir zamanların başbakanının '70 sent'e muhtaç' olmasıyla karıştırmayın.

 Bizdeki 'orta-direk' edebiyatının Amerika'da 'taxpayer' yani "vergi ödeyen" edebiyatına karşılık geldiğini, Refah ile diğerleri arasındaki 'laiklik-Şeriat'ın içine sığdırılan ayırımın karşılığının kürtaja 'evet-hayır' olduğuna şaşırmayın.

 Yine bizdeki 'made in USA' ye olan hayranlığın orada 'made in JAPAN' ne karşılık geldiğine, minolta marka son model bir fotoğraf makinasında veya Nike marka spor ürünlerinde 'made in China görürken plastik lavabo pompasının üzerinde yazan 'made in USA' de bir yanlışlık olduğunu düşünmeyin. Ekonomi budur işte. İş gücü nerede ucuz ise sermaye oradadır. İş gücü Uzak Doğu'dan, Petrol Orta Doğu'dan patronlar ve tüketiciler ise Amerika'dan.

 Arabanızı New Haven daki 'Amaco' benzin istasyonuna çektiğinizde 1 dolara 3 litre benzin almanızı sağlayan gücün Suudi Arabistan kıyılarına demir atmış olan 6. Filonun çelik kanatları ve otuz milyar dolarlı bütçeye sahip CIA ve diger istihbarat birimleri olduğunu hatırlayın ve 1974 deki OPEC krizinde 3 dolara 3 litre benzin almanın ve çift-tek plaka uygulamasının amerikan toplumundaki panik ve dramını sakın unutmayın. Bulunduğunuz ülkenin (Amerikanın) dünyada üretilen toplam petrolün 26% sını tükettiğini bilmelisiniz.

 Kucağında bir bebekle gördüğünüz 18 yaşındaki genç bir kızın bebek bakıcısı olduğunu sanmayın. Büyük ihtimalle o, henüz on dört yaşında iken kendisinin kadın olduğunu hissetmesiyle başlayan erkek-arkadaşı macerasının ve doğum kontrolünü umursamamanın kurbanı. O yaşta hem çalışmak zorunda hemde çocuguna bakmaktadır.

 Orta yaşlı bir Amerikalıya, "çocukların için en büyük endişen nedir" diye sorarsanız, size vereceği cevap ne eğitim, ne iş, ne sadık bir vatandaş ve ne de 'büyük adam olmak' tır. Sadece ve sadece Aids ve Uyuşturucudur. Birazcıkta aile kurumuna saygılı olmasıdır.

 Çocuk ve gençlerin hukuki hakkının büyüklerden fazla olması, mesela yanlış yapan çocuğunuza bir tekme, bir tokat atmayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Çocuğunuzun yapacağı her yanlışın sizden ve çevrenizden kaynaklandığını düşünerek, yanlışın sebebini giderme hakkına sahipsiniz, asla cezalandırma hakkına değil. Otoriter Türk aile anlayışınız, psikolojik sindirme vs, çocuğun gelişimini önleme ve hatta taciz gibi suçlamalarla sizi kodese attırırken çocuğunuzu da yetiştirme merkezlerine gönderir üstelik parasını da sizden alır.

Çocuğunuza en az bir spor dalını 5 yaşından itibaren en iyi ve programlı bir şekilde öğretmelisiniz. Bu yasal bir zorunluluk değil fakat toplumun empoze ettiği bir anlayıştır. Unutmayın Amerika da herşeyin kitabı en iyi şekilde hazırlanmıştır, çocuğunuzun yeteneklerini ortaya koymasını sağlamakla 'Chicago Bulls' un süper oyuncusu 'Jordan' ı yaratabilirsiniz. Bu arada bizim bildiğimiz futbolu orada çoğunlukla bayanların oynaması size bir "fesub'hanallah" çektirebilir.

Bir hafta sonu 5 yaşındaki çocuğunuzu alıp Waşhington DC ye uçup parlamento binasına, 'Capitol Hill', Beyaz Saray' a, Pentagon' a, 'bak evlat işte dünyanın idari-askeri merkezi buralardır' diye bilgilendirip 'adımını ona göre at' uyarısında bulunduktan sonra onu Havacılık ve Uzay müzesine götürerek ay yüzeyine inmiş olan Apollo 11 in kabinine oturtup, birçok devlet ve bilim adamımızın henüz dokunamadığı bu hayal dünyasının, ne kadar gerçek olduğunu, ve bunun Amerika'da gerçek olduğunu hatırlatmalısınız.

Sabah koşunuzu yapacağınız yer bazen bir park, bazen bir dağ yolu bazen ise bir mezarlığın içindeki ara yollar olabilir. Yemyeşil, tertemiz mezarlığın içinde koşarken içiniz kararıp korkmanıza gerek yok. Amerikalı için mezarlık, kasabasının bir parkı gibidir, yaşam kadar ölüm de onun hissedebildiği bir realitedir. Ölüm yaşı ortalamasının 70'in üzerinde, 40'ın altında da nadir olduğu gördüğünde gözlerini ovuşturma. Babam yaşındaki insanların gençlerle sıkı tenis oynayabildiğini ve yediği her gıdanın içeriğini okuduğunu gördüğünde bunun 'health care' le yani 'sağlıklı yaşam' ilgili olduğunu anlayacaksın.

Empire State binasından New York şehrinin Kuzey doğu görünüşü (büyütmek için resme tıklayın)

Pennsilvania' nın batı sınırı yakınındaki Paris kasabasının mezarlığında ki mezar taşlarında hilal ve haçı bir arada görürsen bir 'destur' çek. Fakat gözlerinin göreceği gerçektir. Onlar Osmanlı'nın son zamanlarında 1900 lerde Pittsburg daki kömür madenleri ve çelik fabrikalarına nafaka temini için gidip oranın kadınlarıyla evlenen ve geri dönemeyen garip kardeşlerimizin hazin anılarıdır. Lütfen ruhlarına bir fatiha oku. Bugün, 'bizim dedelerimiz Türk'müş' diyen Hıristiyan torunlarını hatırlayarak Amerika macerasına atılmanın manevi risklerini de iyi düşün.

Kültür bilim ve sanat şehri olan Boston'nın kaldırımlardaki kırmızı tuğlaları izlerken sahil kenarında müze yapılmış olan savaş gemilerinin başucunda yükselen Amerikan ve İngiliz bayrakları arasında gururla dalgalanan yeşil zemin üzerindeki üç hilal'i gördüğünde, bil ki o bize aittir. Geçmişte bunlarla müttefik olduğumuzu düşünme. Amerikalının iki yüz yıllık mazisinde Osmanlı gibi zamanının süper gücüyle kıyısından köşesinden de olsa engin sularda kapışabilmiş olmak bir şereftir. Senin gücün düşmanının gücüyle, düşmanının gücü de senin gücünle ölçülür. İşte bu bayrağın tarihi, hemen ileride duran 35-40 toplu, denizaşırı gidebilen yelkenli 'Constitution' nın kaptanının seyir defteriyle Amerikan devlet arşivlerin de yazılıdır. Bu gemi, 1700'lerde Akdeniz'deki Amerikan ticaret gemilerine aman vermeyen Osmanlı donanması ve Kuzey Afrika'nın müslüman denizcilerine karşı savaşmak için yapılan 4 büyük savaş gemisinden birisidir.

Size birisi New York (NY) eyaletinin Rochester şehrinin yollarını asfaltlayan kişinin yıllar önce buraya gelmiş ve kurduğu şirketle itibar kazanıp iş hayatında başarılı olmuş bir Türk olduğunu söylerse, doğrudur inan. Orada, Ferrari'si olan tek kişi odur. Ayrıca bilgisayar yazılımları ve kartları üreten şirket sahibi Türklerden, müşavirlik, ithalat-ihracaat yapan güçlü şirketlere ve hatta patent alıp özgün mal üreten bir çok iş adamımıza ve şirketimize rastlayabilirsiniz.

Bunların dışında küçük çaplı işletmelerde milyon dolar mertebesinde ciro yapan yüzlerce esnafımız var. Bunlardan Yozgat'ın Sarıyaprak köyünden çıkıp Amerika'ya gelen ve yılların birikimiyle patron olup 40-50 diplomalı Amerikalı çalıştıran Taşöz kardeşleri ziyaret ettiğinizde biraz dert yanacaklardır. Memleket hasretinin dışında memlekete kağıt fabrikası yapmak isteyene Devlet ricalimizin 'Git plajlarda beş yıldızlı otel yap. Hem teşvik alırsın hem de daha çok kazanırsın.' demesine ne kadar içerlediklerine şahit olacaksın.

İçinde GPS le yol gösteren bilgisayarıyla son model BMW si olan Karadeniz uşagu abiyi de ziyaret et. Para kazanma, zengin olma sanatını çok iyi bilen Yahudilerden nasıl para kazanılır, O sana anlatur. Yahudi ile Temel'un fıkrasını hatırla.

New Jersey'in (NJ) bazı şehirlerinde arabanıza benzin almak için girdiğiniz istasyonda gaz pompalayan ve Türk'e benzeyen birini görürseniz yüzde 70 Türk'tür. 'Selamünaleyküm' veya 'merhaba' dediğiniz de yüzde doksan da olumlu cevap alırsınız. Hatta istasyonun sahibinin veya işletmecisinin Türk olma ihtimali kuvvetlidir. Eğer 50-60 bin dolarınız varsa bir benzin istasyonunu kiralayıp ayda 5-8 bin dolar yapabilirsiniz. Veya 1-2 milyon dolara satın alıp ayda 40-60 bin dolar kazanabilirsiniz. İşsiz kalmaktan korkma, saati 5-6 dolara her zaman gaz pompalayabilirsin.

Bizdeki her şehrin ana caddesine nasıl 'Atatürk Caddesi' denirse orada da istisnasız 'Main Street' yani 'Ana-Cadde' deniliyor. Yollar çok sistematik ve numaralıdır. Çift numaralar doğu batı yönünde tek numaralar ise güney-kuzey istikametinde uzanır. Otoyoldan çıkışlar da yine çıkış numarasıyla belirtilir. Bizdeki gibi 'İstanbul yolunda 50 km kadar git sonra sağa dön gibi' bir tarifi bulamazsınız. Şehir içinde ise tarifler dur işareti veya ışıklı kavşak sayısıyla belirtilir. Kaybolduğunda birine yol tarifini sorarsan hafızanı pür dikkat açmalısın.

Bir zamanlar doğu kıyısınca kuzeyden New Hamshire'dan (NH) güneye Florida'ya (FL) kadar uzanan 'Post Road' yani 'Posta Arabası Yolu' hala aynı isime anılmakta. Otoyolun ne olduğu ve ne kazandırdığını anlamak istiyorsan NY'tan güneye NJ eyaletinin çıkışına kadar uzanan NJ Turnpike'a gitmelisin. Vergi oranları düşük olan NJ den ticaret merkezi NYC'ye 7+7 şeritlerde akan araçları ve bilet gişelerini görmelisin. NYC'ye yani 'Manhattan'a girişte köprü ve tüneller paralıdır ve genelde 4 $ dır. Çıkışta ise parasız.

 Amerikada internet çok ucuz ve tehlikeli bir şeydir. 2.5 milyon kullanıcılı Compunet'i de alıp toplam 13 milyon kullanıcıyla neredeyse tekel olan 'Amerika Online' a ,(Aol), sakın üye olmayın. Çok vaktini alabilir. NY Times dahil bir çok gazete ve dergiyi ücretsiz takip edebilirsin. Canınız sıkıldı konuşacak birkaç arkadaş arıyorsunuz, hemen 'Chat' yani gevezelik odalarına atlamaktan kendini alamayabilirsin. Bizim, Amerika ve Avrupa'daki Türklerin takıldığı 'Turk' isimli odaya girersen odaya yapılan ermeni-rum-yunan saldırılarında vatansever kesilenlerin barış zamanında ise flört ve daha ilerisini yapmaktan başlarını kaldıramamaları seni hayrete düşürmesin. Eşcinselin en az 10 ayrı türünden din ve mezheplerin odalarına, evli iken karı-koca flört eden tiplerden, sanat entelektüel ağırlıklı odalara balina muhabbetlerinden kedi köpek maması tartışmalarına varana kadar her fantazinin ve kaleme alınamayacak sapık duygu ve görüşlerin konuşulduğu odaları bulabilirsiniz. Yahut ta siz kendiniz mesela 'ilerici, gerici, aşağıcı veya yukarıcı' diye özel bir oda açarak insanları davet edip İngiltere'deki Hyde Park' takinden daha açık konuşabilirsiniz. Arzu ederseniz 150$ verip alacağınız bir mini kamera ile ,'tele-conference', görüntünüzü göndererek daha canlı görüşebilirsiniz.

 İnternet üzerinde pazarlamacılık yaparak para kazanmanız da mümkün. Yapacağınız şey, her gün size gelen pazarlama amaçlı e-postalardan birkaçına cevap vererek o kervana katılmak. Amerika'da devlet, dışarıda çalışma imkanı olmayan kadınlara, evden iş yürütebilme kabiliyeti sağlayabilmek için 'Home Business' diye bir şeyi sürekli teşvik ediyor. Bu, aynı zamanda kadınları bürolardan evlere çekip çocuklarıyla daha iyi ilgilenmelerini ve çocukların aids, sigara ve uyuşturucu gibi tehlikelerden uzak tutmayı da amaçlamakta. Bunun için her tarafta özel kurslar dahi verilmekte. Eğer ki eşinizin evde çocuklarıyla ilgilenmesi sizin için bir öncelikse eşiniz de siz de hiç dert edinmesin. Eve alacağınız telefon, faks ve bilgisayar gibi malzemeler bu işi görecektir. Hemen belirteyim nadiren de olsa bu işten dolar milyoneri olanlar var.

 Sabah saat 5'te köpeğinin ihtiyacını gördürmek için alaca karanlıkta gezintiye çıkan yaşlı bir bayanın çimler üzerine dışkısını bırakan köpeğinin dışkısını bir poşete alıp gezinti süresince taşıması sonrada dışarıdaki çöp kutusuna atması mideni kaldırmasın. Her dışkının gübre olamayacağının da farkında olan yaşlı teyze, bunu başkasının 'temiz çevre hakkına' tecavüz etmemek için yaparken bizdeki sosyete hanımlarının köpeğinin kaldırımlarımıza bıraktığı dışkıyı burun kıvırarak görmezlikten gelmesini ve daha sonra senin ona basmanla savurduğun küfrü hatırla ve evinde köpek bulundurmakla medenilik arasındaki bağıntıyı dikkatli kurmaya çalış.

 1-800-LAWYERS yani 1-800-5299377. Bu telefonu asla unutmalısın. Eğer ki bir trafik kazasıyla, işle, evle veya sigorta ile ilgili bir problemden dolayı mahkemelik mi oldun. O zaman derhal bu telefonu ara ve bir avukatla randevu al. Derdini anlat, gerekli evraklarını da ver o mahkemeyi senin adına takip eder ve sen sadece sonucundan haberdar olursun. Hiçbir avukatlık ücreti almaz, mahkemeyi kazanırsa gelen paranın üçte birini alır. Kaybederse de almaz.

Kışın otoyolda giderken yol veya köprü yetkililer tarafından temizlenmemiş ve karlı buzlu kalmış ise ve sen de normal seyrederken kayıp kaza yaptın ise eyalet yönetimini dava etme hakkın vardır. Kaza masraflarının ödeneceği gibi en az on bin dolar manevi tazminat alırsın. İşyerinde, okulda veya kamuya açık yerlerde giyimi ve davranışlarıyla biri seni baştan mı çıkarmak istiyor veya cinsel tacizde bulunarak çalışmanı mı engelliyor; suç kategorisi 'sexual harrasment' tır. Davanın sonucu senin lehine binlerce dolar ile sonuçlanabilir.

 Veya üniversitede sizin yaptığınız bir çalışmayı izniniz olmadan başka birisi kullandı. Hiç üzülmeyin, hayatının hatasını yapmıştır o kişi yada kurum. Nitekim benzer bir dava milyon doların üzerinde bir tazminatla sonuçlanmıştır. Win'95 veya bir başka bir programı satın almadan kullanmanı tavsiye etmem. 'Ne olacak biz burada her yerde beleş buluyoruz' diye düşünme. Amerika'da beleş mantığı, firmaların bir koyup üç almak için ürün tanıtımlarında müşteriye sunduklarından ibarettir. Hem bu 'ticaret etiği' açısından doğru değildir. Yani başkasının ürettiği ticari bilgi ve ürünü onun izni olmadan veya bedelini ödemeden kullanman hangi kitapta caizdir.

 Manhattan gibi merkezlerde yaşamanı tavsiye etmen. Büyük şehrin getirdiği zorluklar ve olumsuzluklar bir yana bir gün bu şehirlerin tepesinde Hiroşima'ya atılandan daha güçlü gerçek bir atom bombası patlayacak. Çünkü Dünya Ticaret Merkezi ve Oklahoma bombalama hadisesi gösterdi ki ne Mısırlı Şeyh Ömer nede İslami Cihad. Büyük eylemleri, değer bunalımı yaşayan ve bir zamanlar profesyonel çevrelerde bulunmuş Amerikalıların yapma olasılığı daha yüksek. 'UnaBomber' diye anılan 'Bombacı Profesörü' hatırla. Matematikçi olan Unabomber'la Timothy'nin karışımı nükleerci bir uzman da benzer düşüncelere kapılsa piyasaya düşen nükleer hammadde ile işte sana Manhattan'ı veya Washington DC'yi yerle bir edecek bir atom bombası. Bunu öylesine bir tahmin diye al.

 "Powerful Political Forces" ,yani "kuvvetli siyasi güçler" daha açığı "baskı grupları", diye birilerini eleştirmeye başladığınızda dikkat edin, bunlar Yahudiler olmasın. Bir zamanların Almanya'sındaki akıbete uğramamak, yalnız kardeşleri İsrail'i "muhanete muhtaç" etmemek vs. sebeplerden dolayı Amerika'da ki dini azınlıklar içinde ,toplam nüfusun %4'ünü oluşturan (müslüman nufustan daha az) Yahudilerin, Beyaz Saray ve senato binasının köşelerine yerleştiğini ve buraları mercek altında tuttuğunu sakın unutmayın. Bush'un 1991 deki bu talihsiz 'baskı grupları' açıklamasıyla harekete geçen yahudi lobisi ve bir anda Washington'a mevzilenen 1300'ün üstündeki sivil örgüt temsilcilerini ve ağız birliği eden yerel ve genel medyanın şiddetli bombardımanını ve Bush'un 'tükürdüğünü yalamak' lada bunu telafi edemediğini hatırlayın.

Bu arada bizim 'Karadeniz Uşagu' abinin %80 müşterisinin Yahudiler olduğunu ve zekatıyla Türkiye'mizde gariban hemşehrilerinin nafakalandıkları bilin ve 'lütfen' ekmeklerine mani olmayın.! Oy kullanma hakkınız olursa eğer bilin ki Cumhuriyetçiler muhafazakar kesimi temsil eder ve ahlaki değer yargısı olarak dini,yani hırıstiyanlığı, tercih ederler. Demokratlar ise liberaldir, mesela "kürtaja evet" derler, Yahudiler de 1800'lerden beridir istisnalar hariç çoğunlukla demokratları desteklemişlerdir. Nitekim 1992 seçimlerinde Bush' a karşılık, %85 oranında demokrat olan Clinton'a oy vermişlerdir.

 Hıristiyanlığın üç mezhebi burada neredeyse 10 ile çarpılmış ve 30 u aşmıştır. Bizde ki her cemaat burada hemen hemen mezhep niteliğindedir. Bir profesyonelden de öte düzenli çalışan Mormonlarla mutlaka karşılaşırsın. 2000 yılına varmadan bütün dünyada 10 milyon sınırını aşmak için harıl harıl çalışıyorlar. Amerika bu. Yenilikler dünyası. Bu da buraya özel, 1830 larda ortaya çıkmış bir Hıristiyanlık mezhebidir. Mormon ailelerin kızları bir, erkekleri ise iki sene askerlik gibi Amerikan'ın veya dünyanın herhangi bir yerinde misyonerlik hizmetinde bulunurlar. Bu sürede yerine göre 3-17 kişiyi kendi mezheplerine çevirmeleri istatiki bir sonuçtur. Dikkat etmeniz gereken özel bir husus; erkeklere genç bayan, bayanlara da genç erkek misyonerler tebliğ yaparlar. Eğitimli ve fizik olarak düzgündürler. Fakat bu Fakire gönderdikleri üç güzel genc bayan misyoner başarılı olamamıştır. %80 ni Mormon olan Utah eyaletindeki "Tapınak" Amerika çapında büyük bir dini merkezdir. Kilisenin en tepesinde ki insan aynı zamanda peygamberdir ve Tanrıdan vahiy aldığına inanırlar. Erkeklerin bir kadından fazla kadınla evlenmesi "polygamy" uzun yıllar caiz idi. Fakat bu izin, yakın zamanda Tanrı'dan gelen bir vahiyle kaldırılmış. Elştirmenlerden cennette yaşayan klasik hıristiyanlıktaki "Baba Tanrı" nın yalnız olmadığı bir de "Ana Tanrı" olduğunu da telaffuz edenler de var. Gelirlerinin %10'nu kiliseye hizmet amacıyla veren mormonların Aileler arasındaki dayanışmaları ise çok kuvvetli. Kafein içeren kahve ve Amerika ile özdeşleşen "The Coca Cola" nın mormon sofrasında yeri yoktur. Sanırım onlarla karşılaşmadan önce bu bilgi yeterlidir.

Daha başka ilginç dini guruplara da rastlayabilirsiniz; mesela "çıplaklar kilisesi", Bu kilisede insanlar gerçekten çıplaktır. Kadın-erkek "anadan üryan" (çırılçıplak) bir halde, almışlar ellerine incil',i hem okuyorlar hem de ibadet ediyorlar. Vallahi de böyle Tillahi de böyle. Bir "fesu'bhanallah" demek yerinde galiba.

 NYC 'ta "Times Square" a giderseniz "Son of Yahawah" yani "Yahova'nın Evlatları" olduklarını söyleyen üniformalı zencilerle karşılaşırsınız. Eğer biraz beyaz tenli iseniz, adeta kavga edercesine yapılan sert hitapların muhatabı oluverirsiniz bir anda. Hazret-i İsa'nın beyaz tenli hatta sarışın olduğunun, Avrupa kökenli beyazların bir uydurması olduğunu orada öğreneceksiniz. Gerçek İsa kara tenlidir, hatta zencidir. İsrail oğullarının on iki kabilesinden gelen milletler ise Zenciler, Meksikalılar, Kübalılar, Porto Rikolular, Kızılderililer vs Amerika kıtasındaki bütün siyah ve esmerler olduğunu duyacaksınız. Ne diyeyim belki de doğrudur.

Onlarca ayrı inanç sisteminin hoşgörüyle bir arada nasıl yaşayabildiğini gördükçe 21. Yüzyılın "Toplum Modelini" oluşturmanın mekanının da Amerika olabileceğini düşüneceksiniz.

 Eğer ki materyalizme kolay kolay teslim olamıyorsanız, yani "stretch cadillac" a binmek kişiliğinizde ve kalp atışlarınızda ciddi dalgalanmalara sebep olmuyorsa Amerika'da bulunmuş ve bir süre yaşamış olmak "resume"nizdeki iki satırlık sıkıcı bir fazlalıktan ibaret olabilir. Fakat Bridgeport'taki "Mescid-en Nur" un Pakistanlı imamının sürekli hatırlattığı "mülk yalnızca Allah'ındır" a inanıyorsanız ve yeryüzünü mescit kabul edinmişseniz o zaman bu mekanların sizlere ihtiyacı olacaktır. Çünkü, çocuğuna ezanı dinletmek için haftada birkaç kez 50 km yol giden samimi insanlarımızı bulacaksınız. Çünkü, çikolata renkli yanakların üzerinde parıldayan ve bu mekanların hüzün dolu tarihinin gerçek izlerini taşıyan bakışlarda Malcom X 'leri ve onlarca ırktan ve dilden insanların bir inanç çatısı altında birbiriyle nasıl kaynaştıklarını gördükçe yaşamaya ama dolu dolu yaşamaya olan azminiz kabaracak.

Amerikada bulunmanın esprisi; fırsatlar, herkes için uygulanan özgürlük ve gelecek. Bunu daim kılan ise 1) Mr. Ford ve Boeing'lerle başlayıp günümüze kadar gelen süper-dev şirketler ve şimdilerdeki Windows'un Bill Gate'i ve Chicago Bull' un Jordan'ı, 2) en sapıkları bile içinde barındırabilen çok kültüre dayanan bir toplum modeli ve 3 ) geleceğin rasyonel düşünce zemininde planlanması...

Değerli okuyucum, işte Amerikanistan nam diyarım bendenizde uyandırdığı izlenimler kısaca bunlardır. Eğer bunu okuduktan sonra hemen pasaport dairesine gidip bir pasaport ve arkasından vize alıp da bir Amerikanistan macerasına atılırsan sonucundan -sadece ve sadece gördüklerini yazan- bu seyyah sorumlu değildir.

Sağlıcakla....

Seyyah-Fakiriniz.....

ERDAL YILMAZ

 

 

Anasayfa Eski Evlerimiz İnsan İnsanla Yeşerir Burghausen Kütüphaneler Çin'de İslamiyet Japonların Çay Töreni Şimdi Sakura Zamanı Kurtuba Elhamra sarayı Amerikanistan Endülüs Tarihi