Yıldız Bozkurt
Kök hücreler bazı hastalıklara kökten çözüm olabilir mi?
Son yıllarda kök hücreler tıp ve biyoloji sahasında
üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan konulardan biri. Kök
hücrelere yeni bir kaynak olarak kordon kanının kullanılmaya
başlanması pek çok hastalığın tedavisi için yeni bir umut oldu.
Bebeğin doğumundan sonra göbek kordonu içinde kalan kordon kanı,
anne veya bebeğe herhangi bir rahatsızlık vermeden alınıp özel
şartlarda dondurularak saklanabiliyor. Ülkemizde de faaliyete
geçen Kordon Kanı Bankalarında saklanan kordon kanı, bebeğin
kendisinin veya bir yakının ihtiyacı anında kullanılabiliyor.
Kordon kanı içerdiği kök hücreler nedeniyle önem taşıyor, o
nedenle ilkönce kök hücreler nedir ve nasıl tedavi amaçlı
kullanılabilir onu inceleyelim.
KÖK HÜCRE NEDİR?
Canlı vücudunda çok uzun süre bölünerek kendini yenileyen, aynı
zamanda vücudun ihtiyacına göre farkılaşarak doku hücrelerine
dönüşen hücrelere kök hücreler (stem cells) adı verilir.
Kök hücreler bulundukları dokulara göre kan kök hücreleri,
embriyonik kök hücreler veya sinir kök hücreleri gibi isimler
alırlar. Bütün kök hücrelerin -kaynağına bağımlı olmaksızın-
kendilerini diğer hücrelerden ayıran üç temel özelliği vardır:
· uzun süre bölünerek kendilerini yenilerler,
· özelleşmemiş hücrelerdir,
· sinir, kas, karaciğer, kalp hücresi gibi özelleşmiş
hücrelere dönüşme kapasiteleri vardır.
Pek çok bilim adamı embriyonik kök hücrelerin araştırmalar
açısından ideal olduğunu çünkü bedeni oluşturan bütün hücre ve
dokulara dönüşme kapasitelerinin olduğunu belirtiyorlar. Fakat
embriyonik kök hücrelerin elde edilmesi için yaklaşık 5 günlük
embriyoların kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle embriyo
kullanımına yönelik ahlaki ve politik tartışmalar yaşanmakta,
alternatif kök hücre kaynakları araştırılmaktadır. Araştırmalar
yetişkin kök hücrelerinin (kemik iliği, kan kök hücreleri) veya
kordon kanı kök hücrelerinin kaynak olarak kullanılabilecegini
göstermiştir. Yapılan çalışmalarda önceki tahminlerin aksine kan
kök hücrelerinin sadece kan hücrelerine değil çevreden aldıkları
sinyaller üzerine gelişerek sinir hücresi, kas hücresi gibi
değişik beden hücrelerine dönüşebilme yeteneğine sahip oldukları
anlaşılmıştır.
Kök hücre çalışmaları bilim dünyasında çok büyük potansiyeli olan
bir araştırma konusu oldu. Kök hücre araştırmaları ile:
· Biyolojinin en gizemli sorularından biri olan, “sadece
bir hücre nasıl yüzlerce farklı hücre tipine dönüşerek canlı
bireyi oluşturuyor ? ” sorusuna cevap aranıyor.
· Pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmak üzere ilaç
keşfi için faydalar umuluyor. Hücrelerin farklılaşması sırasında,
kanser ve doğum kusurları gibi ciddi sağlık problemleri
oluşmaktadır. Eğer hücre farklılaşması daha iyi anlaşılabilirse,
hastalıklara yol açan sebepler ve bu sebeplerin giderilmesi
konusunda çok önemli ipuçları da bulunacaktır.
· Yeni ilaçların geliştirilmesi safhasında, kök
hücrelerden yola çıkılarak üretilen dokular ilaçları test etmekte
kullanılabilir. Mesela sinir sistemi ile ilgili bir ilacın
denenmesi için beyin dokusuna dönüştürülmüş kök hücreleri ya da
kalp hastalıkları ilaçlarını test için kalp kası dokusu
üretilebilir.
· Organ, doku veya kan nakli çalışmalarında kök
hücrelerin önemli bir kaynak olabileceği düşünülüyor.
KORDON KANI KÖK HÜCRELERİYLE TEDAVİ
Kordon kanı kök hücreleriyle tedavi başlıca üç şekilde olur:
· Birincisinde kordon kanı üzerinde hiç bir işlem
yapılmadan direk hastaya nakil edilebilir (kordon kanı
transplantasyonu). Kordon kanı kök hücreleri, enjekte edilen doku
içerisinde etraftan gelen kimyasal ve fiziksel sinyaller sonucu
özelleşmiş hücrelere dönüşerek hasta dokuyu yenilemeye
başlarlarlar.
· İkincisinde kordon kanı kök hücreleri gen terapisi için
araç olarak kullanılır. Kök hücrelerinin DNA dizilerine yeni
genler yerleştirildikten sonra hastaya nakledilebilir.
· Üçüncü metodda ise kök hücrelerin özelleşmiş dokuya
veya organa dönüşme safhası labaratuvar ortamında gerçekleştirilir
ve bu hazır doku veya organ hastaya nakledilir.
Tümörlü kanserler, kemik iliği kanserleri ve kemik iliğinin
çalışmadığı durumlarda kemik iliği nakli yerine kordon kanı nakli
ile tedavi gerçekleştirilebilir. Bazı tümörlü kanserler yüksek
dozda kemoterapi veya radyasyon ile tedavi ediliyorlar. Fakat bu
metodlar tümör dokusunun yanısıra kemik iliği hücrelerini de yok
ediyor. Kemik iliği kök hücrelerinin yenilenmemesi durumunda
hastanın vücudu dışarıdan gelen mikroplarla savaşmasını sağlayan
akyuvarlar, organ ve dokulara oksijen taşıyan alyuvarlar ve kanın
pıthtılaşmasını sağlayan hücreleri yeteri kadar üretemez hale
gelir. Günümüzde yüksek dozda radyoterapi veya kemoterapi görecek
hastalara yeni kök hücre kaynağı sağlamak açısından kemik iliği
nakli yapılmaktadır. Bazı durumlarda kemik iliğinin yanısıra
sağlıklı bir kişinin kanındaki kök hücreler toplanarak hastaya
verilir. Ancak kan içerisinde bulunan kök hücre miktarı oldukça
azdır. Bu nedenle önce hastaya kandaki kök hücre miktarını
artırmak amacıyla bir ilaç verilerek kanı alınırdı. Günümüzde ise
kemik iliği veya kandan toplanan kök hücrelere alternatif olarak
kordon kanı kök hücreleri bu işlem için kullanılmaya başlanmıştır.
Üstelik eğer hastanın bir zamanlar kendisinden alınmış olan kordon
kanı nakil için kullanılıyorsa, hem nakil sonrasında uyum problemi
olmayacak hem de uygun kemik iliği bulmak için zaman kaybetmek
yerine hemen tedavi gerçekleştirilecektir.
Motor Nöron Hastalığı, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklar ile
omurilik zedelenmeleri ve felçler kordon kanı kök hücreleri nakli
ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Güney Florida
Üniversitesindeki iki araştırma grubu motor nöronların
tedavisinde, kordon kanı kök hücrelerinin kullanılabilirliğini
araştırmaktadırlar. Yapılan çalışmalarda kordon kanında bulunan
kök hücrelerin, beyin ve omurilikdeki hastalık veya yaralanmalar
neticesi zarar görmüş bölgelere giderek tedavi edici özelliği
olduğu fareler üzerinde yapılan deneylerde tesbit edilmiştir. [1]
Kök hücrelerin bir başka potansiyel kullanım alanı da tedavi
amaçlı doku ve organ üretimidir. Maalesef organ ve doku bağışı,
bekleyen pek çok hastaya nisbeten çok düşüktür. Yakın gelecekte
Parkinson, Alzheimer, omurilik zedelenmeleri, felç, yanıklar, kalp
hastalıkları, şeker hastalığı gibi yeni doku gerektiren pek çok
hastalıkta kordon kanı kök hücrelerinden yararlanılarak
labaratuvarda elde edilen dokuların kullanılabileceği ümit
edilmektedir. ABD’de iki hasta üzerinde yapılan denemelerde,
labaratuvarda kas hücrelerine dönüştürülmüş olan kordon kanı kök
hücreleri, kalp krizi sonrası kalbe enjekte edilerek, kalbin
kendisini yenilemesi sağlanmıştır. [2] Ülkemizde yapılan çalışmalarda kalp krizi
geçiren hastalara, hastanın kendi kemik iliğinden alınan kök
hücreler direk kalbin hasarlı bölgesine enjekte edilerek, olumlu
sonuçlar alınmıştır. [3]
İnsan genom projesinin yeni bilgisayar teknolojilerinden
yararlandığı gibi kök hücre araştırmacıları da bu yeniliklerden
yararlanarak kök hücrelerin sırlarına kapı aralayabilirler.
Örneğin embriyonik ve yetişkin hücrelerdeki DNA dizisi
karşılaştırılarak farklı olup olmadıkları konusunda bilgi
edinilebilir. Gen ekspresyonu teknolojileri ile hücre
farklılaşması aşamasında hangi genlerin aktif hale gelip
hangilerinin durdurulduğu anlaşılabilirse, labaratuvar ortamında
organ veya doku üretimi için önemli bilgiler bulunacaktır.
Kök hücre çalışmaları henüz yeni şekil almaya başlayan çok genç
bir konudur. İlk defa 1988 yılında Paris’te anemi teşhisi konan
bir erkek çocuğu yeni doğan kız kardeşinin kordon kanı ile
başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir. Kök hücreler özelleşirken
pek çok değişik safhadan geçerler ve bu proses çok karmaşık
kimyasal ve fiziksel değişikliklerin rehberliğinde gerçekleşir. Bu
safhaların anlaşılıp kontrol altına alınması zordur. Kordon kanı
ile tedavi, özellikle de kök hücrelerden labaratuvar şartlarında
doku veya organ üretimi herkesi çok heyecanlandırmaktadır. Bu
konuda çalışmalar bütün hızıyla devam ediyor olsa da kordon kanı
kök hücreleriyle tedavinin ne zaman yaygınlaşarak bu konudaki
tereddütlere son verileceği bilinmemektedir.
KORDON KANI KÖK HÜCRELERİNİN DİĞER KÖK HÜCRE TİPLERİNE GÖRE
KULLANILMASINDAKI AVANTAJLAR
Kordon kanının elde edilmesi için, kemik iliği elde etmede olduğu
gibi cerrahi işlem gerektirmez yani daha kolay ve ucuzdur. Kordon
kanı alımı sırasında anne veya bebek açısından hem riski hem de
rahatsızlık vermesi söz konusu değildir. Radyasyon, kimyasallar ve
enfeksiyonlar gibi dış etkenler nedeniyle ister istemez zarar
gören kemik iliği veya kan kök hücrelerinin aksine kordon kanı kök
hücreleri bu zararlı etmenlerle karşılaşmamıştır yani daha genç ve
sağlıklıdır. Kordon kanı kök hücrelerinin gerekli durumlarda
çoğaltılmaları kemik iliği kök hücrelerine göre daha hızlıdır.
Kordon kanı naklinde aile içi doku uyumu daha fazladır. Kordon
kanı kök hücrelerinin bağışıklık sistemi henüz tam gelişmediğinden
tam bir uyum olmasa da kordon kanı naklinde başarı sağlanabilir.
Bu nedenle kordon kanı, alınan bebeğin kendisi için ihtiyaç olmasa
bile anne, baba veya kardeşlerinden biri için kullanılabilir.
Potensiyel verici havuzu geniştir. İhtiyaç duyulduğunda erişimi
hızlıdır çünkü kordon kanı alındıktan hemen sonra gerekli testler
yapılarak kullanıma hazır olarak saklanır. Virüs taşıma ihtimali
düşüktür.
KORDON KANINDAKİ KÖK HÜCRELERİN DİĞER KÖK HÜCRE TİPLERİNE GÖRE
KULLANILMASINDAKI POTANSİYEL DEZAVANTAJLAR
Diğer kök hücre kaynaklarıyla yapılan çalışmalara nisbeten kordon
kanı ile tedavi yeni bir metoddur ve henüz deneme aşamasındadır.
Kordon kanı kök hücreleri ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek bazı
genetik hastalıkları veya doğum kusurlarını taşıyabilir. Bu riski
taşıyan kök hücreler başka bir hastaya aktarıldığında problemlerle
karşılaşılabilir. Bu durumu engellemek için kordon kanı saklayan
kuruluşlar kanı alınan bebeğin sağlığını uzun süre takip
edebilirler ancak bu prosedür kişisel hakların koruması açısından
endişe vericidir. Çözüm olarak bazı kurumlar kanın alınmasından
önce verici aile tarafından detaylı ve aile geçmişini de kapsayan
bir form doldurulmasını istemektedirler. Kordon kanı aktarımı
yapılacak hastanın ağırlığı, yaşı veya hastalık seviyesine göre
ihtiyaç duyulan kök hücre miktarı değişmektedir. Kordon kanı alıcı
hastanın durumuna nispeten daha az kök hücre içerebilir ve bu da
aktarımın uzun dönemde başarılı olup olmayacağı belirsizleştirir.
Kordon kanı aktarımı sonrasında kök hücrelerin faaliyete geçmesi,
kemik iliği veya kan kök hücrelerine göre daha yavaştır. Bu
sürecin uzun olması hastaların enfeksiyon kapma olasığını artırır.
Ancak şimdiye kadar yapılan çalışmalarda ölüme neden olan
enfeksiyonlara yakalanma olasılığı, diğer kök hücre tipleriyle
tedavi edilen hastlara nisbeten farklı görülmemektedir. Bir başka
potansiyel problem ise kordon kanı ile anne kanının birbirine
karışma ihtimalidir. Bu durumda anneden gelen hücreler alıcı
hastada ciddi rahatsızlığa hatta öldürücü graft-versus-host
hastalığına neden olabilirler. Yani anneden gelen hücreler yeni
ortamı yabancı olarak algılayıp savunmasız vücuda zarar vermeye
başlayabilirler. Bir başka husus da kordon kanı kök hücrelerinin
ne kadar uzun süre saklanabileceğinin henüz kesinlik kazanmamış
olmasıdır. Son olarak kordon kanı saklanabilmesi için Kordon Kanı
Bankalarına ücret ödenmesi gerektiğinden bu yolla tedavilerin
toplumun tüm kesimlerine ulaşması zaman alabilir.
HANGİ AİLELER BEBEKLERİNİN KORDON KANINI SAKLAMALI?
Kordon kanı nakli, kemik iliği nakline alternatif olarak denenmiş
ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Ancak hem bu metod hem de kök
hücrelerin gen terapisi veya doku yapımında kullanılması metodu
henüz deneme aşamasında olan çalışmalardır. Belki de bu yüzden
Kordon Kanı Bankalarında kordon kanını saklama konusunda henüz
bilim çevrelerinde fikir birliği oluşmamıştır. Bazı araştırmacılar
çocuklarında veya diğer aile üyelerinde kanser, bağışıklık sistemi
bozuklukları, genetik hastalıklar veya ilik naklini
gerektirebilecek hastalıklardan biri olan ailelerin, doktora
danıştıktan sonra yeni doğacak bebeğin kordon kanının alınıp
kordon kan bankalarında saklanmasını tavsiye ediyorlar. Ailede
böyle bir hastalık yoksa doğacak çocukta bu tür bir hastalığın
çıkma ihtimali oldukça zayıf görülmektedir. Bu durumda kordon
kanını saklayıp saklamamak ailenin tercihine kalıyor.
KÖK HÜCRE MUCİZESİ
Sadece bir hücrenin çoğaldıkça değişik hücrelere dönüşerek canlı
bireyi oluşturması gerçekten bir mucize. Bu değişimi yaşayan kök
hücrelerde genlerin yerine göre aktif hale gelmesi ya da
susturulması neye göre oluyor? Nasıl oluyor da bir kök hücre ikiye
bölündükten sonra biri beyin hücresi olurken öteki göz hücresi
haline geliyor? Martin Brookes üzerinde en çok çalışılan
canlılardan biri olan meyve sineklerinin bilim tarihindeki yerini
anlattığı kitabında bu konudan bahsederken ‘Genlerin açılıp
kapanabilme kabiliyeti değişik hücre tiplerinin sebebini izah
ediyor. Fakat daha derin olan soru hala cevaplanmadı: Kim
anahtarları ilk olarak açıp kapatıyordu? Bütün operasyonu kim
idare ve organize ediyordu? Mimar kimdi?’ diye soruyor. [4] Her canlının mimarı ‘bir şeyden herşeyi, her
şeyi bir şeyden yaratan’ olmalı. Kök hücreleri inceledikçe hem
hastalara ümit olan yeni tedavi metodları geliştiriliyor hem de bu
mucize hücrelerin yaratıcısına olan hayranlığımız artıyor.
KAYNAKLAR
1. Garbuzova-Davis, S., S. Saporta, and P. Saberg,
Intravenous infusions of human umbilical cord blood stem cells
benefit rodents with ALS, spinal cord injury, USF studies find.
http://www.hsc.usf.edu/publicaffairs/releases/cordbloodstudies03.html,
2003.
2.
http://www.theage.com.au/articles/2003/04/11/1049567874059.html.
3. http://www.ntv.com.tr/news/226519.asp?cp1=1.
4. http://www.apologeticspress.org/rr/rr2001/r&r0110a.htm.
YILDIZ
BOZKURT
11.12.2003