Yıldız Bozkurt
İLAÇ ARAŞTIRMA ve geliştirmenin geçmişi, bir yüzyıldan uzun
değildir. Bugün anladığımız mânâdaki ilaç araştırmaları kimya
bilgisi bakımından belli bir seviyeye gelindikten sonra
başlayabilmiş ve farmakoloji başlıbaşına bilimsel bir alan hâline
gelmiştir. Kimya, farmakoloji, mikrobiyoloji ve biyokimya, ilaç
araştırmalarında belli bir yapının oluşmasına ve yeni bir seviyeye
gelinmesine yardım etmiştir. Böylece yeni ilaçlar artık
kimyacıların hayal güçlerine ve tahminlerine dayanarak değil,
biyolog ve kimyacılar arasındaki diyaloga dayanılarak
geliştirilmeye başlanmıştır. Bu diyalog, özellikle, biyokimyasal
mekanizmalar ve biyolojik yapıların fonksiyonlarının daha iyi
anlaşılması ve bu bilgiyle yola çıkılarak yeni kimyasal yapıların
bulunmasına odaklanmıştır.
Günümüzde İnsan Genom Projesi ile genetik kodun sırrı çözülmeye
uğraşılırken, bir yandan da en son laboratuvar ve bilgisayar
teknolojileri ile bilim adamları ve büyük şirketler ilaç keşfine
kilitlenmiş durumda. Şu anda insan genomunun A-C-T-G kodlarından
oluşan dizisi tamamlanmaya çalışılıyor. Ancak, bu kodların diziliş
sırasını bulmak işin sadece başlangıcı. Önemli olan, bu dizi ne
anlama geliyor, hangi dizi bölgesi hangi koşul ve zamanda
faaliyete geçip protein sentezlenmesini sağlıyor, bunu bilebilmek.
Yani genomla ilgili çalışmalar, ‘proteomik’ araştırmalar ile anlam
kazanmaya başlıyor. Özellikle ilaç geliştirme araştırmaları
açısından, genlerin hastalıklarla olan ilişkisini bilmek önemli.
Bir hücrede herhangi bir zamanda mevcut bulunan protein
molekülleri setinin tamamına proteome denilir. Bir gen DNA
dizisinde vardır veya yoktur; proteome ise, hücrenin çevresinden
aldığı kimyasal veya mekanik koşullarla oluşan sinyaller ile
düzenlenir ve değişir. Meselâ, bir tırtılın kelebeğe dönüşmesini
düşünelim. Tırtıl kelebeğe dönüşürken genom sabit ve aynı kalır,
ama proteome sürekli olarak değişim geçirir. Yani, tırtılın
gelişimindeki her safhada kendine özgü değişik proteinler genomun
farklı bölgeleri okunarak değişik miktarlarda sentezlenir.
Ya da, daha değişik bir örnek verirsek; bir mikroorganizma besin
olarak glikoz var ise onu alır ve kullanır. Ama eğer ortamda
glikoz değil de nişasta var ise mikroorganizma, hemen nişastayı
parçalayacak olan enzimi/proteini genetik kodundaki şifre
yardımıyla sentezler. Hücre ve mikroorganizmalarda bu şekilde
proteinlerin sentezlenmesini veya üretimlerinin durmasını ortam
şartlarına göre düzenleyen oldukça karmaşık sistemler vardır.
Hastalık durumunda ise bu sistemlerde bozukluk gözlenir, yani
hastalıklı bir hücre üretmemesi gereken proteinleri sentezlerken,
üretmesi gerekenleri sentezlemez. Hastalıklı bir hücre ile sağlam
hücrelerin proteomları karşılaştırılarak, hastalığın sebepleri ve
nasıl önlenebileceği hususunda bilgi sahibi olunabilir.
İlaç geliştirmedeki aşamalardan ilki, sağlam ve hastalıklı hücre
proteomları karşılaştırılarak hedef proteinlerin belirlenmesidir.
Daha sonraki aşama, bu hedef proteine sıkıca bağlanarak proteini
bloke edebilecek ilaç molekülünün bulunmasıdır. Elbette, bu ilaç
molekülünün kolay sentezlenebilir olması yanında zehirleyici bir
etkisinin olmamasına dikkat edilmelidir. Pek çok ilaç firması
yılda asgari 100 hedef molekül ve buna karşılık da 500.000 ‘ilaç
olması muhtemel’ molekülü denemeyi hedeflemektedir. Ancak, bu
hedefe ulaşabilmek için her iş gününde ortalama 200.000 bileşiğin
test edilmesi gerekir. Bu kadar çok sayıdaki kimyasalın kısa
zamanda test edilme ihtiyacı, ilaç geliştirme çalışmalarında
otomasyonu zorunlu kılmıştır. Meselâ The Automation Partnership
(İngiltere) firması tarafından tasarlanan ve üretilen ‘Asset’
isimli sistem bunlardan biridir. Bir oda büyüklüğünde olan bu
devasa robotik sistem, hiç el değmeden 200.000 örneği 8 saat
içinde test edebilmektedir. Test sonuçları da gelişmiş bilgisayar
programları yardımıyla kısa zamanda değerlendirilebilir.
Hedef proteine bağlanma ihtimali olan binlerce molekül otomasyon
metodlarıyla deneysel olarak tesbit edilebileceği gibi denenecek
moleküllerin sayısını azaltmak için bilgisayar yazılımları
sayesinde bir ön eleme de yapılabilir. Meselâ, Klebe ve
arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmayla yaklaşık 90.000
molekül bilgisayar yöntemleriyle test edilmiş ve deneylerde
kullanmak üzere 100 tanesi uygun bulunmuştur. Bilgisayar
yazılımları ile kolay ve ucuz bir şekilde ilaç adaylarının
sayısının azaltılıp filtrelenmesi ilaç geliştirme sürecini hem
ucuzlatıp hem kısaltmayı hedeflemektedir. Deneysel metodlarla
seçilen ilaç adaylarını daha sonra yine bir dizi klinik testler
beklemekte ve ilaç adaylarının çok azı piyasaya sürülmeye hak
kazanabilmektedir.
İlaç geliştirme bilgi birikimi, yetişmiş eleman, son teknolojiler,
para, ve en önemlisi uzun zaman gerektiren oldukça zahmetli bir
iş. Bir ilacın laboratuvar koşullarından eczane raflarına kadar
süren yolculuğu yıllarla ifade ediliyor. Ancak genom çalışmaları,
labaratuvar aletlerinin otomasyonu ve bilgisayar yazılımları ile
bu süreç mümkün olduğunca kısaltılmaya çalışılıyor.
İlaç geliştirme konusundaki bunca gayret, Peygamber Efendimizin
“Allah hiçbir hastalık indirmedi ki, şifasını da indirmemiş olsun”
ve “Allahu Teâlâ Hazretleri hastalığı da, ilacı da indirmiştir. Ve
her hastalığa bir ilaç vermiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak,
haram olan şeyle tedavi olmayın” hadis-i şeriflerinin tatbiki
mânâsında, önemli çalışmalardır. Ancak, maddî hastalıklarımızın
yanısıra, kalbî ve ruhî hastalıklarımız da var. Genel olarak
dünyada ve ülkemizde ahlâkî düşüş gözlenmekte. Belki iç
hastalıklarımız dışımıza aksetse içimizde sağlamları bulmak hayli
zor olacak. Üstelik, maddî hastalıklarımız sadece dünya hayatımızı
tehdit ederken, manevî hastalıklarımız hem dünyamızı hem de ebedî
hayatımızı tehdit ediyor.
Maddî hastalıklarımızın tedavisi için muazzam miktarda para, emek,
zaman harcanırken, daha kalıcı zararları olan manevî hastalıklara
karşı kayıtsız kalmak düşünülemez. Nasıl ilaç geliştirmek için
değişik ülkelerden değişik firmalar müthiş bir gayretle
çalışıyorsa, manevî ilaçlar için de Müslüman olsun, Hıristiyan
olsun inanan insanlar biraraya gelip çöken ahlâka ve ahlâkın
çöküşündeki baş sebeplerden olan inançsızlığa karşı samimi bir
şekilde çalışmalıdırlar.
KAYNAKLAR
1.
http://www.automationpartnership.com
2. Drews J., “Drug Discovery: A Historical Perspective,” Science,
17 March 2000, vol. 287.
3. Kirkpatrick P., “Panning for gold,” Nature Reviews Drug
Discovery No 1, (2002);
http://www.nature.com.
4. Natsume T., “Proteomics: Life’s Rich Tapestry is Now on Show,”
BIAjournal, vol. 7, (2000) No 1;
http://www.biacore.com
http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=737