Yıldız Bozkurt
DNA nedir?
Genetik bilgi bir dil gibidir. Biz alfabemizdeki harfleri bir
araya getirerek kelimeleri, sonra da kelimeleri birleştirerek
cümleleri, sonra paragrafları ve kitapları yazarız. DNA’da ise:
§
Alfabe sadece 4 harften ibarettir
§
Her harf baz veya nükleotid denilen kimyasal bir molekülü temsil
eder
§
Kodon adı verilen genetik kelimeler bu harflerden oluşmuştur
§
Diğer dillerden farklı olarak genetik dilde bütün kelimeler
(kodonlar) sadece 3 harften müteşekkildir
§
Bu kelimeler bir araya gelerek genler adını verdiğimiz cümleleri
oluştururlar
§
Bütün cümleler bir araya gelerek genetik bilginin tamamını içeren
bir kitabı yani genomu meydana getirirler.
DNA (Deoksiribonükleik asit); karbon, hidrojen, oksijen, azot,
fosfat atomlarından oluşan ve hücrenin bütün hayati
fonksiyonlarında rol alan dev bir moleküldür. DNA’yı oluşturan
nükleotidler üç bölümden meydana gelmişlerdir:
·
Baz : Adenin (A), Timin (T), Guanin (G), Sitozin (C)
·
Şeker (5 karbonlu karbonhidrat)
·
Fosfat grubu
Birbirlerine fosfat bağları ile bağlanmış şeker dizilerinde her
bir şekere bir baz da bağlıdır. Bu DNA’nin bir zincirini
oluşturur.
|
C |
|
T |
|
G |
|
A |
|
... |
|
şeker- |
fosfat- |
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
... |
Yine aynı yapıya sahip olan ikinci DNA dizisi, iki dizi arasında
belirli bazlar arasında bulunan hidrojen bağları ile birbirine
bağlıdır. DNA bu iki zincirin birbirine sarılarak heliks
oluşturması ile meydana gelmiştir.
|
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
... |
|
G |
|
A |
|
C |
|
T |
|
... |
|
||| |
|
|| |
|
||| |
|
|| |
|
|| |
|
C |
|
T |
|
G |
|
A |
|
... |
|
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
şeker - |
fosfat - |
... |
DNA’nın vazifesi ve önemi nedir?
DNA molekülünün bir bölümü olan her bir ‘gen’ insan vücüdündaki
belli bir özelliği kontrol eder. Canlının vücut şekli, her
organına ait iş bölümü ve bu organların çalışma düzenleri, hücre
içinde üretilmesi gereken proteinlerin genetik kodları, üretilecek
proteinlerin miktar kontrolleri (gen regülasyonu) gibi canlının
hayatını devam ettirmesi için gereken şeyler DNA üzerinde
planlanmış, kodlanmıştır.
DNA’nın hücredeki yeri
İnsan hücrelerinde bulunan DNA yaklaşık 3 milyar baz çiftinden
oluşmuştur ve yaklaşık 1 metre uzunluğundadır. Bu 1 metre
uzunluğundaki polimer, gözümüzle bile göremediğimiz küçüklükteki
hücrenin çekirdeğinde saklanmaktadır. ‘Histon’ denilen proteinlere
sarılarak paketlenip kromozomları oluşturan DNA bulunduğu küçücük
yerde olduğu gibi durmamakta, gerekli olan gen bölgeleri enzimler
vasıtası ile açılıp kodların mRNA (messenger ribonükleik asit)
denilen bir başka molekül vasıtası ile kopyaları çıkartılıp, bu
kopya vasıtası ile proteinler sentezlenmektedir . Gerekli bölge bu
şekilde okunduktan sonra DNA zinciri yine eski paketli haline
dönmektedir. Ancak bir düşünün aynı anda bir değil belki onlarca
farklı bölgeden DNA açılıp, gen şifreleri okunup yine
kapatılmaktadır. Bir iplik yumağı düşünün ki, bu yumağın
ortasından, başından sonundan bir yerleri aynı anda açılsın, sonra
yine intizam bozulmadan sarılsın bu mümkün mü? İşte bu imkansız
gibi görünen olay her an, her canlının her hücresinde hatasız,
kusursuz, mükemmel bir şekilde üstelik cansız atomlar, moleküller
elleriyle yaptırılıyor.
İnsan Genom Projesi
İnsan Genom Projesinin son hali, ‘İnsanlığın Kitabı’nın daha önce
düşünülenden daha harika, muhteşem ve sırlarla dolu olduğunu
göstermektedir. İnsanın DNA dizi analizini yapmak için yaklaşık 20
laboratuvarda yüzlerce bilim adamı 10 yıldan fazla çalışıyorlar.
Bu proje için 16 kurumdan oluşan uluslararası bir konsorsiyum ile
Dr. Craig Venter’in başkanlık ettiği Celera Genomics firması
çalışıyor. Haziran 2000 yılında uluslararası İnsan Genome
Projesinin liderleri bir yıl sonra insan genomunun ilk müsvedde
halini tamamlayacaklarını açıkladılar. Şubat 2001’de ise Science
ve Nature dergilerinin özel sayılarında projede ulaştıkları son
durum ve analizleri yayınladılar.
İnsan Genom Projesinin amaçlarından bazıları şu şekilde
özetlenebilir1:
§ İnsan genomunda bulunan genleri belirlemek
§ DNA’yı oluşturan yaklaşık 3 milyar baz çiftinin dizisini
belirlemek
§ Elde edilen bilgiyi databanklarda saklamak
§ Data analizleri metod ve araçlarını geliştirmek
§ Genler ve fonksiyonları arasındaki bağlantıların
bulunması
§ Genlerin kromozomlarda nasıl bir bütün halinde
çalıştıklarının tesbiti
§ Genetik hastalıkların temeli ve sebeplerinin tesbiti
Dr. Venter’in takımının Science dergisinde yayınlanan yazısında,
insanların düştüğü iki hatadan bahsediliyor. Birincisi
determinizim, yani insandaki bütün özelliklerin genlerine bağlı
olduğu fikri; diğeri ise indirgeme; yani şimdi bütün insan
genlerinin bilindiği düşüncesi. Bilim adamları genlerin
fonksiyonlarının ve aralarındaki ilişkilerin anlaşılması
aşamasının daha başında olduklarını belirtiyorlar.
Değişik canlılarda DNA ve gen sayısı
Her organizmada belli sayıda kromozom ve belli uzunlukta DNA
bulunur. Bazı organizmaların DNA büyüklükleri şöyle sıralanabilir:
|
Organizma |
Genom Büyüklüğü (Mb) |
|
Esherichia coli (bir bakteri) |
4.64 |
|
Saccharomyces cerevisiae (maya hücresi) |
12.1 |
|
Drosophila melangoster (meyve sineği) |
140 |
|
Triticum aestivum (buğday) |
17 000 |
|
Pisum sativum (bezelye) |
4800 |
|
Mus musculus (fare) |
3300 |
|
Homo sapiens (İnsan) |
3000 |
Tablo1. Değişik organizmalardaki DNA uzunluğu2 (Mb= mega (106) baz
)
Bu tablodan da görülebileceği gibi bir farede veya buğday da bile
insandan daha uzun DNA bulunuyor. Bu da DNA’nın uzun olması ile
organizmanın kompleks olması arasında her zaman doğru orantı
olmadığını gösteriyor. Organizmaların gen sayıları
karşılaştırıldığında ise yine benzer bir manzara ile
karşılaşıyoruz. Dr. Venter; insanda 50 000 ile 140 000 gen
bulunacağını tahmin etmelerine karşın şimdiye kadarki çalışmalara
göre sadece 26 000-40 000 civarında genin tesbit edilmesinin bilim
adamlarını çok şaşırttığını belirtmiştir. (Gen sayısının
tesbitinde kullanılan metodlara göre farklı sayıda gen tesbit
edilmektedir. Şimdiki bilgi ve teknoloji ile ancak kesin olmayan
yaklaşık sonuçlar elde edilebilmektedir.) Maya hücersinde 6000,
meyve sineğinde 13 000, bir tür solucanda 18 000, bir tür bitkide
26 000 gen bulunmasına karşın insan hücresinde çok daha kompleks
olması nedeniyle daha fazla sayıda gen olması bekleniyordu. Bu
kadar az sayida gen ile insan bedenindeki kompleks yapı nasıl
sağlanıyor, bu hala çözülmeyi bekleyen önemli bir sır. Bilim
adamları insan bedenindeki karmaşıklığın sırrının DNA veya gen
sayısında değil, DNA’daki kontrol genlerinin davranışlarında gizli
olduğunu belirtiyorlar.
İnsan mantığına göre organizma kompleksleştikçe DNA ve gen
sayısının çoğalması beklenir. Ama şimdiki tesbitlere göre bunun
böyle olmaması bizim mantığımız ve bilgimizin ne derece sınırlı
olduğunu gösteriyor. Belki de Rabbimiz bize gücünü ve kudretini
göstermek; kural ve kanunları kendinin koyduğunu, tesadüf
karışamayacağını, eğer isterse bazı mahluklardan daha az sayıda
DNA veya gen ile de eşref-i mahlukat ve nakş-ı azam olan insanı
yaratabileceğini DNA’lar sayısınca bize bildiriyor, ikaz ve ihbar
ediyor.
İnsan Genomu Projesi vesilesi ile gündemde olan DNA’daki kusursuz
yapı bizi bir kez daha hayrete ve tefekküre sevketmektedir. Bir
metre uzunluğundaki molekülü gözle görülemeyecek kadar bir yere
sığdırmak; hem de bu küçücük yerde istenen bölgelerin açtırılıp
şifrelerin okutulması; hem o daracık yerde bu dev molekülün
tamamının kendisini eşleyerek yeni hücrelere bölünmesinin
sağlanması.. hepsi gözümüzün göremediği o küçücük hücrenin
içinde..ve bunları yapanlar cansız atomlar…Bu cansız molekül canlı
varlıkların temeli, şifresi ve en büyük sırrıdır. Tamamen cansız
atomlardan müteşekkil hücreye hayat vermek ise Allah’ın Hayy
isminin apaçık bir mucizesidir. Mübarek Üstad’ın dediği gibi:
“Evet, hayat, tek başıyla bir Hayy-ı Kayyum’u bütün esma ve
şuunatı ile bildirir.”3
“...Hem hayatın iki yüzü, yani: mülk, melekut vecihleri;
parlaktır, kirsizdir, noksansızdır, ulvidir. Onun için; perdesiz,
vasıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbaniyeden çıktığını
aşikare göstermek için, sair eşya gibi zahiri esbabı hayattaki
tasarrufat-ı kudrete perde edilmemiş bir müstesna mahluktur.....
Hem hayat, bütün kainattan süzülmüş en safi bir hülasası olduğu
gibi, kainattaki en mühim bir maksadı ilahi ve hilkati alemin en
mühim neticesi olan şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbeti netice
veren bir sırrı azamdır...” 4
Kaynaklar
1.
http://www.ornl.gov/hgmis/
2.
Genomes, T.A. Brown, BIOS Scientific Publishers, 1999.
3.
Sözler, Yirmiüçüncü Pencere, Bediüzzaman Said Nursi.
4.
Lem’alar, 30. Lem’a Beşinci Nükte, Bediüzzaman Said Nursi.

|